Ebû Saîd ve Ebû Hureyre (r.a) rivayetine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Üç kişi yolculuğa çıkarlarsa, aralarından birini başkan seçsinler!” Düzen ve intizam her yerde önemlidir. Dinimiz başıbozukluğu, disiplinsizliği, kargaşayı asla istemez. Bu sebeple sevgili Peygamberimiz yolculuk yapmakta olan üç kişilik geçici bir toplulukta bile, bir yöneticinin belirlenmesini tavsiye etmiş, kendisi de bu hususa itina göstermiştir. Kimin başkan olması konusunda hadisimizde herhangi bir işaret bulunmadığından aralarından birini seçmelerinin doğru olduğunu anlıyoruz. Bazı rivayetlerde ise “İmamlığa en lâyık olanları Kur’an’ı en iyi okuyandır”ibaresini görüyoruz.
Dost, sustuklarımızı da duyabilendir.Hz. Ebu Bekir (r.a.) gibi bir dost hepimize lazımdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) için Hz. Ebu Bekir sadece bir dost değil, onun sağ kolu, yardımcısı, sırdaşı, yol arkadaşı ve vefa abidesiydi. Hz. Ebubekir'in, Hazreti Muhammed'in “Sen Allah'ın cehennemden azat ettiği kimsesin” iltifatına mazhar olduğunu biliyorsunuzdur.
Zor zamanımızda yanımızda Hz. Ebu Bekir istiyorsak; rahat zamanımızda Hz. Ebu Bekir gibi dostlar edinmeliyiz ki, Ebu Cehiller ve Firavunlar zarar vermesinler. Miraç mucizesi başta olmak üzere gaybla ilgili haberleri tereddütsüz kabul ettiği için peygamberimizin kendisine ‘çok samimi, çok sadık’ anlamına gelen ‘sıddık’ lakabı verilmişti. Hz. Ebubekir'in, Hz. Erkam’ın evinde İslam’a davet devam ederken müşriklerin ağır işkencelerine maruz kalan köleleri satın alıp azat ettiğini de hatırlayalım. Hepimizin bildiği, Mekke'den Medine'ye hicret sırasında müşriklerden saklanmaları ve Sevr mağarasında, kendilerini takip eden müşriklerin mağaranın ağzına kadar gelmesi üzerine korkuya kapılan Hz. Ebubekir'i, “Üzülme, Allah bizimledir” diye teselli etmesi ile ‘mağara dostu, can yoldaşı’ olarak anılmaya başlandığını da unutmayalım.
Can Yücel“En uzak mesafe, birbirini anlamayan iki kafa arasındaki mesafedir” demiş. Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin önemi yoktur. Bir başka ifade ile zarfın üzerine adresi doğru yazmalıyız. Yolculuğa çıkan ya da yolculuğa çıkacak olan insanlar için “Seyahat için yaptığın yatırım, kendin için yaptığın en iyi yatırımdır. Her nereye gidersen git, yolun sonunda yine kendinle karşılarsın. Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir. Sevilmeyen yol kalabalıkken bile ıssızdır” vb. pek çok söz bulunmaktadır. Âşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım. Gidiyorum gündüz gece” türküsünü mırıldanmayanımız yoktur.
Kendimize soralım mı? Bize sırt çevirmeyecek, her daim yar olacak, düşmana yem etmeyecek, sıkıştığımızda pervane olacak, üstümüze yağacak oklara vücudunu siper edecek bir Hz. Ebu Bekir'imiz var mı? Çoğumuzun ‘yoktur’ diyeceği belli. Yoktur çünkü Hz. Ebu Bekir sandıklarımız sadık, sıddık, dost, yürek, gönül olmaktan çok uzaklar. Kötü gün yaşamayanlarımız bize yakın olduklarını ifade edenlerin yarın ne olacağını bilemiyoruz. Mesela, benim Hz. Ebu Bekir gibi yakın ve sadık hiç dostum olmadı. Olduğunu sandıklarımın Ebu Bekir olmadıklarını gördüm. Burada suç ben de. Ebu Bekir bulmaya layık olamadığımı düşünüyorum.
Bu durumda,Allah'ı yar, Peygamberimizi yaren kabul edip, sığınacağız. Himmetimizin tek adresi orası olacak. Bütün kapıları kapatıp, sadece Yüce Allah'a ve O'nun Peygamberine açılacak kapıyı aralık tuttuğumuzda işlerimizin nasıl yolunda gideceğini göreceğiz.
Nihayetinde sonu olmayan yol yoktur. Musa Eroğlu’nun“Bana ne yazdan bahardan, bana ne borandan kardan /Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor / Azrail’in gelir kendi ne ağa der ne efendi / Sayılı günler tükendi yolun sonu görünüyor” dediklerine kulağımızı verip Rabbimiz gönül uzaklığı vermesin yol dediğin, yürünür.
























Yorum Yazın