Devleti bir iş kapısı olarak görmekten çıkmalıyız

Konya Milletvekili Halil Etyemez: Devleti bir iş kapısı olarak görmekten çıkmalıyız. Evlatlarımıza özel sektöre göre de meslekler seçtirmeliyiz

Devleti bir iş kapısı olarak görmekten çıkmalıyız

“Toplum olarak herkesin devleti bir iş kapısı olarak görmesi nedeniyle sorunlar yaşıyoruz eğitim hayatımızda. Maalesef devletin bünyesinde iş elde edecek şekilde meslek seçmeye çalışıyor çocuklarımız. Oysa ki özel sektörde birçok iş alanları bulunuyor. O alanlarda kendisine iş kurabilecek, müteşebbis, girişimci bir insan profili oluşturmamız lazım. Herkesi devletin bünyesinde memur yapma gibi bir duruma hiçbir devletin imkânı yoktur. Atanamayan öğretmenler, atanamayan mühendisler gibi yanlış kavramsallaştırmaları artık gündemimizden kaldırmalıyız”

Redaktör Haber dergisinin Eylül sayısının sayfalarına Konya Milletvekili Halil Etyemez’i konuk ettik. Eğitimci kimliği ile bilinen Halil Etyemez ile gündeme dair konular üzerine sohbet ettik. Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerine yapılan operasyonlardan siyasete, ekonomiden eğitime kadar pek çok konuyu değerlendirdik. Tabi ki Konya’ya yapılan yatırımları da ele aldık.

Günümüzde yaşanan ekonomik sıkıntıların geçici olduğunun altını çizen Halil Etyemez’e göre Türkiye ekonomisinin şu an da sarsılmadan ayakta durmasının en büyük etkeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmemiş olsaydı karanlık güçlerin ekonomimize yaptığı operasyonların bedeli çok daha  ağır olabilirdi. Alınan hızlı kararlar ekonomimize kalkan oldu.

Eğitim sistemini eleştirenlere de söyleyecekleri var Etyemez’in “Eksik kaldığımız tek konu, herkesin devletin bünyesinde iş arama psikolojisine sahip olması… Maalesef evlatlarımız sadece devlette çalışacak şekilde meslek seçimi yapıyorlar. Oysa özel sektöre ağırlık vermemiz gerekiyor, gençlerimizin enerjisini, dinamizmini girişimciliğe, üretime yöneltecek bir yönlendirme mekanizmasına sahip olmalıyız”

İşte o röportajımız…

Röportaj: İbrahim GÖKDEMİR

-Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerine yapılan operasyonları değerlendirir misiniz?

DAĞDAKİ TERÖRİSTİ BİTİRDİK ŞEHİRDEKİLERLE MÜCADELE VERİYORUZ

Türkiye’nin 40 yıldır yaşamış olduğu bir terör problemi var. On binlerce insan kaybı yaşadık. Ekonomik anlamda milyarlarca dolar kayıp yaşadık. Halende terörle mücadeleye devam ediyoruz. Komşu sınırlarımızda teröre destek veren ülkeler vardı. Teröristler, sınır komşumuz ülkelerdeki terör kamplarında eğitimler görüyor, ellerine  silah aldıktan sonrada sınırlarımız içinde eylemler gerçekleştiriyordu. Türkiye bugün terörle mücadelede önemli bir noktaya geldi. Dağdaki teröristi sayı itibariyle yok denecek noktaya getirdik.

Biz, terörle mücadeleyi birkaç boyutuyla değerlendiriyoruz. Birincisi, terörün kaynağını oluşturan ülkelerden bu kaynakları kesmeye çalışıyoruz. İkincisi, teröre destek verecek gençlerin dağa çıkmaması ve PKK’nın eline geçmemesi için mücadele veriyoruz. Üçüncüsü de, ülkemiz içerisinden teröre ekonomik ve altyapı desteği veren kaynakları kesmeye çalışıyoruz.

HİÇ KİMSENİN BEN SEÇİLMİŞ BİRİYİM TERÖRE DESTEK VERİRİM DEME HAKKI YOKTUR

Herkes bu ülkenin bayrağına, devletine, toprağına, sınırlarına saygı duyacak ve kabul edecek. Bu noktada; siyasi arenada herkesin demokratik mücadelesini ortaya koymasını, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde siyaset yapmasını arzu ediyoruz. Nitekim bu çerçevede kurulmuş siyasi partiler de var. Milletin önüne çıkar oy ister, milletimiz destek verirse TBMM’de görev yaparlar. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunlar çerçevesinde yürütürler tüm çalışmalarını... Yerel yönetimlerde de aynıdır. Mardin’de de, Diyarbakır’da da, Van’da da bu kapsamda milletin önüne çıkarak oy istediler ve seçilerek o makamlara oturdular. Fakat Anayasaya ve kanunlara aykırı bir takım işlem ve davranışları olduğu devletimizin istihbaratı ve güvenlik güçleri tarafından ortaya çıkarıldı.

Bayrağımıza, devletimizin ve milletimizin bütünlüğüne kasteden; sınırlarımızı değiştirmek ve milletimizi ayrıştırmak isteyen terör örgütlerine destek verdikleri ortaya çıktı.

-Muhalefetin seçilmiş bir kişi görevden alamazsınız sözlerine ne diyeceksiniz?

Seçilmiş olmak aykırı davranışlar yapılabilir anlamına gelmez. Seçilmiş olmak; devleti bölmeye, parçalamaya hizmet etmeyi gerektirmiyor. Millete hizmet etmeyi gerektiriyor. “Beni millet seçti, istediğimi yaparım, teröre destek veririm” diyemezsiniz. Herhangi bir vatandaş nasıl kanun ve kurallara uymakla yükümlüyse, belediye başkanı da uymak zorundadır.

-Suriye’ye olası bir kara harekâtı teröre ağır bir darbe vurur mu?

SINIR ÖTESİ HAREKATLAR ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİ İÇİNDİR

Sınır ötesinde eğitim alıp, beslenip, silahlanıp ülkemizde katliamlar yaptılar yıllarca. Bugün Türkiye artık öyle bir noktaya geldi ki sınırın ötesinde oluşabilecek herhangi bir terör yuvasını yerinde yok ediyoruz. Afrin, Cerablus operasyonları sınır ötesinde ülkemize karşı oluşturulan terör yuvalarının temizlenmesine dair operasyonlardı. Afrin operasyonunda çok net gördük ki, çeşitli ülkelerden alınmış ağır silahların namluları Türkiye’ye çevrilmişti. Bu operasyonla tehditleri ortadan kaldırmış durumdadır Türkiye. Amacımızın başka bir ülkenin topraklarını elde etmek, gasp etmek olmadığını defalarca gösterdik.

Ancak ana muhalefet partisi bunu görmüyor. Görmemesi kayıptır, hezeyandır. Suriye’ye bir bakın; ABD, Rusya, İran, İngiltere orada. Onlar oradayken biz neden orada olmayacağız.

-Ege bölgesinde meydana gelen Orman yangınlarını da PKK üstlendi. Kazdağları kadar bir kamuoyu oluşmadı ne dersiniz?

KAZ DAĞLARINDA EYLEM YAPANLAR ORMANLARI YAKAN PKK’LILAR İÇİN DE SÖYLEM ÜRETMELİ

Gezi eylemlerinde bir ağaç için ülkeyi karıştıranların asıl amaçlarının ağaç olmadığını gördük. Zaman zaman da bir takım maden ve altın aramalarını protesto etmek için eylemler gerçekleştiriliyor Kaz dağlarında da bunu görüyoruz. Orada CHP’lisi de var, HDP’lisi de var. Gelip orada eylem yapanlara sormak isterim, ormanlara sabotaj yapan PKK’ya neden sesiniz çıkmıyor hiç?

Ülkeyi kaosa sürükleme anlamında başarılı olamayan PKK gibi terör örgütlerinin şimdi ülkemizi milli servet bakımından zarara uğratacak eylemlere başlamış durumda. Kaz dağlarında sebep arayan sanatçılar, siyasetçiler, HDP’liler, CHP’liler lütfen PKK’nın yakmış olduğu bu ormanlara karşıda bir söylem geliştirsinler. Bunu bekliyoruz. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak, teröre karşı topyekûn birliktelikten geçer. Bu sadece iktidarın meselesi değil. Toplumsal ve ulusal menfaatlerimizi korumak adına muhalefeti ve iktidarıyla birlikte mücadele vermek gerekiyor.

Sonuç itibariyle bugün niyetlerinin halis olmadığını, PKK’nın ormanları ateşe verme eylemlerine herhangi bir söylem geliştirmemiş olmalarıyla görmüş oluyoruz.

-Ekonomik sıkıntılar geçicimi?

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ EKONOMİYİ KONTROL ALTINA ALMIŞTIR

Ekonomi tecrübe ister, istikrar ve güven ister. Türkiye ekonomisinin de psikoloji ve güven üzerine bir boyutu vardır. AK Parti iktidar olduğu günden bu yana üzerinde durduğu konu istikrarın ve güvenin sağlanmasıdır. AK Parti döneminde ekonomide gelinen başarı, istikrarın ürünüdür. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş amacı da hızlı kararlar alıp hızlı müdahalelerin yapılması içindir.

Türkiye terörle, iç ve dış mihraklarla büyük bir mücadele içerisindedir. Türkiye’yi getirmek istedikleri noktaya getiremeyince ülkenin ekonomisi üzerinde oyun oynamaya başladılar. Binlerce masumun kanı elinde olan PKK, çukurlarla hendeklerle kaos planlarını tutturamayınca bu yazda son çare olarak Ege’de milli servetimiz ormanlarımızı yakarak yeni bir kaos planını devreye sokmuştur. Çünkü, yurtiçinde eylem kapasitesini tamamıyla yitirdiler, ancak böyle adice eylemlerle varlıklarını sürdürmeye, toplumumuzun da huzurunu kaçırmaya çalışıyorlar artık.

Ekonomik anlamda verdiğimiz mücadeleyi de bu zeminden ayrı düşünemeyiz. Burada bir beka mücadelesi veriyoruz. Hatırlayın bir gecede nasıl döviz operasyonu yapmaya kalktılar. “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ne işe yarar?” diyenlere söylüyorum; ekonominin belli bir noktada kontrol altına alınmış olmasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hızlı karar alma mekanizması etkili olmuştur. Milletimiz ile beraber PKK’ya ve FETÖ’ye karşı nasıl başarılı olduysak, ekonomik bağımsızlık mücadelemizden de ayrı şekilde başarıyla ayrılacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

MİLLETİMİZ HÜKÜMETİN ARKASINDA DURMALI

Faizdeki indirimler, bugün ekonomide yaşanan geçici olumsuz tablonun kontrol altına alındığının ve ekonominin daha iyiye gideceğinin göstergesidir. Hükümet yatırımlarına devam ediyoruz. Ekonomik anlamda bazı tasarruf tedbirleri alındı, fakat ülkenin yatırımlarını da kısmıyor ve ekonomi üzerine çalışmalara devam ediyoruz. Milletimiz alınan bu tedbirlere destek vermelidir. Millet olarak FETÖ’ye, PKK’ya ve Gezi olaylarında kendini gösteren yıkım ittifakına karşı nasıl başarılı olduysak ekonomide de başarılı olmak için hükümetimizin arkasında durmalıyız.

-Yeni Partiler kurulur mu? Kurulursa AK Parti nasıl etkilenir?

KİM HANGİ PARTİYİ KURUYORSA KURSUN BİZ AK PARTİ NE YAPIYOR ONA BAKARIZ

Kimin hangi partiyi kuracağı yerine biz AK Parti olarak neler yapıyoruz ona bakarız. Bugün Türkiye’nin en delikanlı partisi olan Ak Parti, 18 yaşında. İktidar ve en güçlü parti. Bazı Büyükşehir Belediyelerini kaybetmiş olabiliriz ancak ilçe ve belediye meclislerine baktığınız zaman AK Parti yerel seçimlerden yine birinci parti çıkmıştır. Milletin verdiği kararlara da elbette saygı duyuyoruz. Millet Ankara, İstanbul, Antalya gibi büyükşehirlerde bir mesaj vermiş olabilir. AK parti olarak mesajı iyi okuyan bir partiyiz. Millet “biz sana güveniyoruz, kendini çek et, yenile” demiştir. AK Parti’de bütün bunları göz önüne alarak kendini gözden geçirme çalışmalarına başlamıştır. Her seçimde kendini yenileyen bir partiyiz. Bunu yapamazsan zaten siyaset arenasında yerini alamazsın.

Kurulacak veya kurulmak istenen partiler içinde, biz kimin ne yapacağına bakmıyoruz. AK Parti 2023, 2053, 2071 vizyonu çizmiş bir partidir. Herhangi kurulacak bir partinin ne yapacağına bakmıyoruz biz, kendi yolumuza bakıyoruz. Kendi gündemimizle ilgileniyoruz..

-Eğitim sistemimiz oturdu mu?

EĞİTİM SİSTEMİNE ELEŞTİRİLERİ KABUL ETMİYORUM

Türkiye’de en çok tartışılan konulardan biri maalesef eğitim sistemidir. “Eğitim sistemi battı, çöktü, kötü, bu eğitim sistemini bir türlü düzeltemedik” gibi eleştirileri ben kabul etmiyorum. Eğitim sistemi dinamik bir yapıdır. 20 milyon öğretmen ve öğrenci sistemin içerisinde, ülkemizin  bütün kesimlerinin bir şekilde etkilendiği bir alandan bahsediyoruz.

110 KİŞİLİK SINIFLARDAN 20 KİŞİLİK SINIFLARA GELDİK

Milli Eğitimde müfettişlik yaptım. İstanbul’da 1995-2001 yıllar arasında okulları denetliyordum. 110 kişilik sınıfları denetledim. Bugün baktığınız zaman 20 kişilik, 30 kişilik sınıflarda eğitim veriliyor. Eğitimin alt yapısı, araç gereci, laboratuvarı, donanımı, okul sayısı, öğretmen sayısı açısından önemli bir noktaya gelinmiştir. Eleştirenler şöyle diyor “Bina yapmakla, sınıf yapmakla olmaz”, hayır öyle değildir. 80 kişilik sınıfta mı daha iyi eğitim verilir, 20 kişilik sınıfta mı daha iyi eğitim verilir? 1 milyona ulaşmış bir öğretmen kitlesiyle mi daha iyi eğitim verirsiniz yoksa 500 bin öğretmen kitlesiyle mi daha iyi bir eğitim verirsiniz? Bütçe açısından baktığınızda da Türkiye’de eğitim, bütçeden aslan payı almaktadır.

YENİLENMEYEN MÜRFEDAT DURAĞAN BİLGİDİR

Eğitim sisteminin uygulamalarında bazı değişikler yaşanıyor. Bunlarda sıkça eğitim sisteminin eleştirilmesinden kaynaklı uygulanan değişikliklerdir. Milletimizi memnun etmek amaçlı yapılan değişikliklerdir. Türkiye’de eğitim sistemi  orta kalitenin üzerindedir. Şunu belki yapamıyoruz; teknoloji üretme, patent üretme, marka üretme, yeni buluşlar elde etme konusunda istediğimiz rekabet etme gücüne gelememiş olabiliriz, burada bir rahatsızlığımız var evet. Ama bu konuda da çok çalışıldığının bilinmesini istiyorum. Sınav sistemleri konusunda çok eleştiriliyoruz. Toplumun bütün kesimleri rahatsızlık duyuyor, ancak burada da doğrusunu bulmak için mücadele ediliyor. Müfredat değişimi başka bir rahatsızlık alanı. Yenilenmeyen müfredat durağan haline gelir ve güncel bilgiye erişemezsiniz. Bilgi değiştikçe ve geliştikçe müfredat değişmelidir. Bundan da bir rahatsızlık duyulmamalıdır.

DEVLET İŞ KAPISI OLARAK GÖRÜLMEMELİ ÖZEL SEKTÖRE YÖNELİLMELİ

Toplum olarak herkesin devleti bir iş kapısı olarak görmesi nedeniyle sorunlar yaşıyoruz. Devletin bünyesinde iş elde edecek şekilde meslek seçmeye çalışıyor çocuklarımız. Oysa ki özel sektörde birçok iş alanları bulunuyor. O alanlarda kendisine iş kuracak, müteşebbis, girişimci bir insan profili oluşturmak lazım. Herkesi devletin bünyesinde memur yapma gibi bir duruma hiçbir devletin imkânı yoktur.

Atanamayan öğretmenler, atanamayan mühendisler gibi yanlış kavramsallaştırmaları da artık gündemimizden kaldırmamız gerekiyor.

-Konya Hükümet’ten istediği yatırımları alıyor mu?

KONYA HER DÖNEM YATIRIM ALMIŞ BİR ŞEHİRDİR

Konya her zaman için kendi kendisine yeten bir şehir olmuştur. İhracattaki gelişimde Türkiye birinciliği elde eden bir Konya gerçeği vardır.

Bugün Konya’da metro çalışması devam ediyor, Mavi Tünel büyük oranda tamamlandı ve devam eden kısımları var. Barajlar, göletler, kanallar ve kapalı sulama projeleriyle öne çıkmakta Konya’mız. Ereğli bölgemizde 1 katrilyon maliyetli basınçlı sulama sistemi yatırımıyla suyun tasarruflu kullanılabileceği bir projeyi hayata geçiriyoruz.

Hızlı tren geçmişte getirilmişti Konya’ya. Lojistik merkezlerinin inşaatları devam ediyor. Konya, AK Parti döneminde toplam 51 milyar liralık yatırım aldı. 7,2 milyar da tarıma destek vermiş durumdayız. Ereğli ilçemiz süt üretiminde günlük bin 200 ton süt üretimiyle Türkiye birincisidir. Karapınar ilçemiz 380 bin küçükbaş hayvanla bu alanda lider konumdadır.

Konya her zaman öncü şehirdir. Öncü şehir olması sebebiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da Konya’ya özel bir ilgi göstermektedir. Konya’mızda tüm seçimlerde Cumhurbaşkanımızın yanında olmuş ve çok güçlü bir destek vermiştir. Bu vesileyle tüm hemşehrilerimize hasseten teşekkür ediyorum.

 

 


Kaynak: Redaktör Haber
Kaynak: Redaktör Haber

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde kimi Belediye Başkanı olarak görmek istersiniz?