MENU
  • YEREL HABERLER
  • EĞİTİM
  • ASAYİŞ
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • YEREL HABERLER
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • E-GAZETE
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • E-Dergi
24 Saat  Ankara Haberleri I Redaktör Haber
DOLAR42.0772
EURO48.4935
GR ALTIN5373.4
ÇEYREK4491.1
Ankara
24 Saat  Ankara Haberleri I Redaktör Haber
24 Saat  Ankara Haberleri I Redaktör Haber
  • ANKARA HABERLERİ
  • GÜNDEM
  • ULUSAL HABERLER
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • KÜLTÜR SANAT
  • SAĞLIK
Kapat

SAVAŞIN ÇOCUKLARI

Ana SayfaYazarlarİmbat Muğlu
09 Nisan, 2020, Perşembe 12:56
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

 

                                      ‘Sen ağlama çocuk

              Seni ağlatanlar ömür boyu ağlasın...

     Cehennem ateşleri yüreklerini dağlasın…’

 

402 yıl boyunca  Osmanlı'nın barış, huzur ve adalet getirdiği Suriye bir çok medeniyete beşik olmuş, bağrından alimler, evliyalar çıkarmış, mazluma kucak açıp muhacirler ağırlamış. Osmanlıdan ayrıldıktan sonra  zenginlikleri ve petrol yatakları gasp edilmiş, insanları önce Siyonist devletler tarafından sonra yöneticileri tarafından köleleştirilmiş, ve  topraklarına yaklaşık bir asırdır hastalık, terör, ölüm, kan ve nifak tohumları ekilmekte. Şimdilerde ise  Esad ve destekçilerinin bombaları ile kan gölüne dönmüş durumda... Dünyanın gözünü kapatıp kulağını tıkadığı sadece seyirci olarak baktığı bu coğrafyada katliam yıllardır katlanarak devam ediyor. Suriye'de 10 yıldır devam eden iç savaşta yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Milyonlarca Suriyeli evsiz,  vatansız kaldı.Savaşın başladığı ilk günlerden itibaren bu acılara sahada, kah Suriye topraklarında, kah sınırın sıfır noktasında birebir şahitlik ettim.Keşke bu acılar yaşanmasaydı da  bende bu gözlerle küçük bedenden kopan uzuvları görmemiş, kanlar içinde çığlık çığlığa olan çocukların sesini duymamış olsaydım.Ama duydum ve gördüm o acıyı beynimde,bedenimde hissettim. O halde sesi,gözü olunmalı bu mazlumların. Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) öyle buyurdu;"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."  Savaşın içinde yaşayan bu çocuklar için cümleler kurmak, onları anlatmak hiç de kolay değil. Onlar onca acıyı, üzüntüyü, zulme karşı feryadı içinde tutarak gülümsemeye çalışan varlıklar .Peki  nasıl anlatabilirsin yada  hangi duygu ile yazabilirsin bu insani dramı. Ölümün kol gezdiği yangın yerine dönüşmüş Suriye’de  savaşın en ağır bedelini her saniye, dakika  çocuklar ödüyor. Suriye topraklarına her gittiğimde, çocukların sadece yürek parçalayıcı gözyaşları olan küçük insanlar olmadıklarını fark etmeye başladım ve şunu anladım kısacık ömürlerine yeryüzünde yaşanacak en büyük acılarını nasılda sığdırmışlardı  bedenlerine. Aslında büyümüş de küçülmüş koca yürekli insanlar olduğunu gördüm onların. Kendi halkını katleden katil Esad’ın iç savaşında en çok etkilenenler de onlar oldu. Suriyeli çocuklar da  dünyada ki her  çocuk gibi nerede, ne zaman, nasıl dünyaya geleceğini seçemedi, doğduktan sonra da aslında ne ebeveynleri nede kendilerinin seçme hakkını kullanma şansları olamadı. Çünkü bombardımandan küçük bedenlerini koruyamadılar, bir çoğu can verdi yatağında, parkta, sokakta. Bombadan kaçanlar, göç yoluna düşenler yolda kurşuna ve kimyasal silaha denk geldi veya açlıktan öldüler yada soğuktan dondular. Dedim ya yeryüzünde doğan her çocuk eşit haklara sahipken maalesef bu Suriyeli ve Suriye ile aynı kaderi paylaşan ülkelerin çocukları için geçerli değildi. Onların  payına ölüm, açlık ve savaş düşmüştü. Doğan her çocuğun eşit hakları olduğu gibi düşleri de aslında her coğrafyada  hep aynı; oyun oynamak,koşmak,eğlenmek,dondurma yemek,uçurtma uçurmak, bisiklete binmek,parka gitmek gibi… Ama Suriyeli çocuklar düş kurmaya zaman bulamadığı için sadece hayatta kalabilmeyi düşünürler. Çünkü onların parkları, sokakları, evleri ve  en önemlisi hayatları yıkık ve dökük. Henüz oyun çağındaki yüz binlerce çocuk yaşıtları gibi sokaklarda doyasıya koşmak, parklarda oynamak, okula gitmek yerine daha küçük yaşta savaşın korkunç yüzüyle tanıştı. Kalem tutması gereken eller kendi boylarından büyük  silahın soğuk demirini kavradı. Bir çoğu zorla çocuk asker yapılarak elleri oyuncak değil, silah görüyor. Misket yerine mermilerle oynuyorlar ve yaşıtları normal koşullarda topun arkasından koştururken, onlar mayın tarlalarında adım adım ölüme doğru koşuyorlar. İstemeseler de her biri acının gönülsüz hamalları oldular. Kısa bir süre önce UNICEF, ‘’Suriye'de her on saatte bir çocuğun yaşamını yitirdiğini ve 2 milyon 800 bin Suriyeli çocuğun okula gidemediğini’’ açıklamıştı. Oysa ki çocuklara ölmek değil, gülmek yakışır yerkürenin her metrekaresinde….Ölmek bazen kurtuluş olmuştu onlara, çünkü kanlı savaşta katil sürüleri küçük yaştaki çocuklara çok ağır işkenceler yapıyordu. Savaşın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, halen milyonlarca çocuk açlık, korku içinde yaşıyor ve birçoğu da kuşatma altındaki bölgelerde ıstırap içinde hayatını sürdürüyor. Yüz binlerce çocuk savaşta öldürüldü ve halen öldürülüyor, açlıktan, soğuktan, sefaletten ve bulaşıcı hastalıklardan ölenler hariç. Ölen ve sakat kalan çocukların sayısı her an artıyor ve bununla birlikte çocukluğun kendisi tahrip ediliyor, yok oluyor. Hatırlarsanız kısa bir süre önce Türkiye’nin ekranlarında İdlib Atme çadır kampında yaşayan Suriyeli Mahmud muhabirin sormuş olduğu "Ceketin Nerede" sorusuna ‘’çeketim yok,babam öldükten sonra kimse bana çeket almıyor’’ cevabıyla yürekleri burkmuştu. Ekranlarda gören milyonların yüreği acıdı, gözlerinde yaşlar aktı ve bu çocuğa ulaşıp yardım etmek istedi bir çoğu. Mahmud’un dramı sadece milyonda bir çocuğun yaşam hikayesi. Peki diğerlerin durumu farklı mı? Değil tabiî. Bir kaç örnek de ben yazayım;  7 yaşındaki Suriyeli Yusuf’un hayali diğer çocuklar gibi bir bisiklet, pahalı bir oyuncak değil... ‘Suriyeli Yusuf, büyüdüğünde ihtiyaç sahiplerine yardım edebilecek kadar zengin olmayı hayal ediyor. Büyüyünce bembeyaz kıyafetler giyip fakirlere para dağıtacağım’ diyor. Ölümden kaçan sekiz yaşındaki Baraa, şunu söylüyor: "Okuma-yazmayı öğrenmek yerine bütün silahların türlerini öğrendim. Mermilerin, iz mermilerinin ve plastik mermilerin isimlerini biliyorum."diyerek savaşın kirli yüzünü bizlere bir kez daha hatırlatıyor. 9 yaşındaki Meryem ise  "Beşar Esad'ın iktidarda kalmak istemesi için neden benim bacağımı kaybetmek zorunda olduğumu anlamıyorum’’diyor. Suriyeli kimi çocuklar ise ölmüş ebeveynlerine selam söylüyor, ölmüş babasının geleceğini ve en sevdiği oyuncağı alacağını umutla bekliyor, kimisi de ölmüş babaya ‘seni çok seviyorum özledim gel baba’ diyor ve ekliyor  ‘kardeşimi de annemi de al gel unutmayasın ha’ diye haykırıyor barışa,huzura,umuda ve gelecek güzel günlere hasretle.Savaş çocuklardan çocukluğunu,rüyalarını,geleceğe dair umutlarını,oyuncaklarını,sıcacık bir yatağı ve anne kucağını götürdü. Kısacası tüm hayallerini yıktı bir daha onarmamak üzere.Hepsinin geleceğe dair hayalleri, umutları vardı, ama hiç biri gerçekleşemedi hepsi ölümle bir anda yıkıldı.Yaşasalardı kimi adalet,hak,hukuk için okuyup hakim olacaktı,kimi insanların hayatlarını kurtarmak için doktor, kimisi savaşsız bir ülkede yeni nesiller yetiştirmek için öğretmen olacaktı.Ölümden kurtulanlar ise savaşın gölgesinde korkunun ve ölümün değil barışın gölgesinde  huzurun ve mutluluğun resmini çizmek istiyorlar.Onlar savaşın çocukları! kan ve barut kokusuyla geçen o günlerin bitmesini,aydınlık gelecek günlerinin olmasını istiyorlar.Suriyeli her çocuk ülkelerinde savaşın bir an önce bitmesini ve savaşlarda artık çocukların ölmemesini,yaşanan katliama  göz yumulmamasını ve dünya ülkelerinin barışın getirilmesi için çaba göstermesini  istiyorlar.’Ah güneş gözlü çocuklar, gökyüzünüze ambargo koyan güneşinizi söndürenler cehennemde azabı çekecekler... Yüce Allah, mazlumları gözü yaşlı bırakmayacak, herkese hak ettiğini zerre haksızlık yapmadan tastamam verecektir.’

Yorum Yazın

İmbat Muğlu

    iletişime geç

    İmbat Muğlu

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    İmbat Muğlu
    İmbat Muğlu MİLLİ İRADE
    Erbay Kucet
    Erbay Kucet Arkadaşlık Yolu
    Çakır Mehmet
    Çakır Mehmet AKRABALAR SORUNU
    Salih Kurnaz
    Salih Kurnaz ARINMAK MI?
    İbrahim GÖKDEMİR
    İbrahim GÖKDEMİR 2025 Türkiye’si: Değişen Dinamikler, Yeni Arayışlar ve Toplumsal Dönüşüm
    Yalçın Topçu
    Yalçın Topçu TİCARİ BOYKOT VE TOPLUMSAL BÖLÜCÜLÜK..
    Abdulkadir Karaboğa
    Abdulkadir Karaboğa İnsan ve Karakter Kostümleri
    İdris Ortakaya
    İdris Ortakaya TAM ZAMANI
    Ayşe Hicret AYDOĞAN
    Ayşe Hicret AYDOĞAN Acı ile Hamd Arasında Kısa Bir İç Döküş
    Sevim KANSUVA
    Sevim KANSUVA Altı üstü biraz demir biraz çimento, biraz doğru zemindi gereken
    Mevlüt Şahin
    Mevlüt Şahin Hiçbir şey göründüğü kadar İyi veya Göründüğü Kadar Kötü değildir
    İsmail Tekpınar
    İsmail Tekpınar BEYLER DAĞILABİLİRSİNİZ
    İlhan KOÇ
    İlhan KOÇ BEYNİMİZ VE “AYNA NÖRONLAR”
    Osman Çakır
    Osman Çakır Kuraklık Türkiye'yi kurutmadan...
    Kemal Haluk CEBE
    Kemal Haluk CEBE POZİTİF SİYASET
    Nedim Yüksel ÇAKIR
    Nedim Yüksel ÇAKIR YANI BAŞIMIZDAKİ TEHLİKE; UÇUCU MADDELER..
    Kutlu TAMAY
    Kutlu TAMAY ANKARA’ DAN DÜNYAYA AÇILAN MARKA ‘’BUTCHA’’
    Fatma Yılmaz
    Fatma Yılmaz SINIRLARIMIZ
    Zeynep Gökdemir
    Zeynep Gökdemir BİR HARF NİCE YOLLAR AŞTIRIR
    Dursun Erkılıç
    Dursun Erkılıç ABD’nin vize bombası!
    24 Saat  Ankara Haberleri I Redaktör Haber
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Redaktör Haber 2022 | Yazılım: Onemsoft