Daha önce iki makalede ‘İki sarı Oğan’a dikkat çekmiş, CHP nin ve Ülkenin başına çorap öreceklerinden bahsetmiştim. Uluslararası yabancı ve yerli işbirlikçilerin yeni oyunlarını gündeme getirmiştim. CHP nin başına çorabın en büyüğünü geçirdiler. Çuvalın içerisinde depreşip duruyorlar. Kimin kime ne yaptığı belli olmadan. Bununla kalmazlarsa sıra ülkenin başına çorap örmeye gelecek. Rahmetli Özal zamanının muhalefeti için ‘Şeytan azapta gerek’ derdi.
Buna ne diyorlar bizim dindarlar
Sağcı muhafazakâr ve de bizim dindarlar; Akil insanlar, yazarlar, çizerler, söz sahipleri, davayı CHP ile özdeşleştirmekten utanmayanlar. İla ahir sadece Reis’in aleyhinde konuş makla konuşlandıranlar. Varlık sebepleri bu olanlar. Sizlerde kontrpiyede kaldınız. Böyle parçalanmış CHP den de aparmanız koparmanız zorlaşacak gibi. Benden bir tavsiye almak isterseniz kendi aralarınızda ne yapacaksanız yapın amma, Cumhurbaşkanlığında Reisi destekleyeceğinizi şimdiden deklere edin de ahiret cezanız hafiflesin.
Hangisini destekliyorsunuz?
Önceki ağanızı mı?
Sonraki ağanızı mı?
Önceki ağaları altılı masa döneminde onar, on beşer milletvekili vererek bol nimet dağıt mıştı. Rahmetli Hoca’nın sözüdür, mealen ‘Nimet alanlar, emir alırlar’ diye.
Sonraki ağalarına daha sadık kalmalarına gerekçe olarak onların devamı konusunda hemfikirdiler. Evdeki hesap çarşıyı tutmadı. Şimdi ne olacak iki arada bir derede kaldılar.
Merakımdır hangi ağalarını destekleyecekler.
Eski beleş milletvekili dağıtanı mı?
Yeni ağalarını mı?
Ama kim eski kim yeni
Yerleri değişmekte olmasına rağmen
Kastedilenler anlaşılmaktadır.
Aklımın almadığı şeyler
Bizim camia bir asırdır stratejisini CHP ye yani onun fikrine karşı koymuştur. Daha da eski ama Taaa İttihat ve Terakkiden beri yapılanı ve yapılanları hep eleştirmekle günümüz geçmiştir. N.Fazıl rahmetli: ‘CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir.’ Bizim kuşak CHP ile henüz hesaplaşmamıştır. Tüm konuşmalar, söyleşiler, hatipler konferansçılar bu konuyu bağrı yanık olarak dile getirmiştir. Bu avaz ile büyümüştür. Bu konu bizim için bir mirastır. Bu mirasa ortak olanlar ve ortak olması gerekenler geçmişten Abdülhamit’ten günümüze:
Mehmet Akif, Eşref Edip, Ali Şükrü bey, Said Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan, N.Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Sezai Karakoç, Abdürrahim Karakoç, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, R.Tayyip Erdoğan ila ahir.
Bunların çizgisinden milli görüş çizgisinden gidenler veya gittiğini söyleyenler:
Temel Karamollaoğlu
Fatih Erbakan
Mahmut Arıkan
Ahmet Davutoğlu
Ali Babacan
Türkeş çizgisinde veya ona yakın olanlar veya öyle olduğunu söyleyenler
Devlet Bahçeli (*)
Muhsin Yazıcıoğlu (*)
Mustafa Destici
Meral Akşener
Müsavat Dervişoğlu
Yavuz Ağıralioğlu
Ümit Özdağ
Demokratılar,
Demirel, Menderes
Özal mirasçıları.
(*) Fakat istisnalar hariç, söylemleriyle eylemleri uyuşmamaktadır. Reis arkadaşlarıyla kendi Partisini kurduktan sonra, Milli Görüşçüler başta olmak üzere hepsi CHP nin garantörü olmuşlardır. Tüm varlıklarıyla Reise karşı çıkmışlardır. Adeta yarışmışlardır bu konuda. Elanda aynı politikayı sürdürmektedirler. Eğer saflıklarından veya kin ve intikamlarından değilse, neden? ‘Nimet alanlar, emir alırlar’ sözü yerine mi oturmaktadır böylece.
Kimse şöyle diyemez
Vay efendim parti kurmak yasal ve demokratik haktır. Sebebi ne olursa olsun. Olmaz öyle şey. Dünyaca masraf bu kadar gereksiz teşkilatlanma. Bu kadar israf yapılmasına gerek yok üç beş milletvekili için. Yazık günah. Bir HILFÜLFUDÜL cemiyeti olması lazım bunları ayıklamak için. Öz olarak, AK Parti den ve MHP den ayrılanların ayrı partileşmesini veya şahısların karşıya geçip sövüp saymasını engelleyecek. Bunlar kim olabilir; Şu anda karşı kanallara geçip sadece Reise çelme takmak için yarışanlar veya geride duranlardan oluşan bir akiller heyeti. Bu teşkilatların, kendisi, kadın ve gençlik Kolları, yan kuruluşları, dernek ve cemiyetleri, vakıfları gençlik organizasyonları hepsi bu çamura itilmektedir. Günah değil mi ya.
Gördü geçirdik şahit olduk
Bütün bunlar geçen başkanlık seçimlerinde CHP ye oy vermediler mi? Onun adayını Başkan seçtirmek için var gücüyle çalışmadılar mı? Birkaç amorti milletvekilliği için seçimden rücu etmediler mi? Meral Akşener İmamoğlu’nun boynuna atlamadı mı? Kılıçdaroğlu’nun adaylığını Temel Bey Saadet Partisi Genel Merkezinde açıklamadı mı? Kılıçdaroğlu’nun posteri Saadet Genel Merkez binasına asılmadı mı? Zafer başkanı İçişleri Bakanlığı pazarlığı yapmadı mı? Temel bey, Davutoğlu, Ali Babacan Başkan yardımcısı olacakları için vekil adayı bile olmadılar mı? Daha ne sayayım. O kadar çok ki. CHP nin ek İkisi ek kuruluşu, ek binası olsalar ancak bu kadar yapabilirlerdi. Yapmayın etmeyin kendinizle beraber tabilerinizi çukura atmayınız. Bu çok büyük vebal. ‘Bilin ki her yapanın yaptığı sorulacak.’ O gün mutlaka gelecek…
Kılıçdaroğlu sözünde durabilecek mi?
‘Yolsuzluğa bulaşan kim varsa
Hesap vermek zorundadır.
Bu devlet, yolsuzluğa bulaşan kim varsa
Makamıma ve konumuna Bakmadan,
Sağ kolu olsa kesip atmak,
Sol gözü olsa da oyup çıkarmak zorundadır.
Başka türlü millet düze çıkamaz.
Siyasetçi halka hesap verir.
Hesap sormaz.
Hesap vermek her bir CHP linin
Namus borcudur.
Her kim bu milletin parasından
Tek kör kuruş
Kursağından geçirmişse
Allah belasını versin.
Cumhuriyet Halk Partisi
Rüşvetlerle
Yolsuzluklarla
Rüşvet çarkının
Müteahhitleriyle
Anılamaz.
Bunlarla bir araya gelemez.
Üzerinde iftiralar ve
Yolsuzluk iddialarıyla
Yol alamaz.
Derhal ARINMALI
Ve yoluna devam etmelidir’.
El bir
Derler ya, haydan gelen huya gider, selden gelen suya gider, kuşunan gelen fışınan gider. Halktan gizlenen tarihi görülmemiş soygunu gizleyemediler. Mızrak çuvala sığmadı. Asıl ağa İmamoğlu’nun emanetçisi Özgür Bey yazılan senaryoyu oynarken kendi ipine dolaştı. CHP liler, halka duyurdu. Dava açtı. Davacı ve davalı oldular, hile yaptılar, çaldılar, çırptılar büyük kumar oynadılar, aşırı hırs gösterdiler. Bir mutlak butlan ile savruldular. Meğer kartondan mızrak, helvadan put yapmışlar. Anadolu’da ‘ELBİR’ diye bir tabir var. El içeriden olunca diye. Bir kez olsun yolsuzluğa ihtimal vermediler. Halkı enayi yurduna koydular. Belediye başkanların tutuklanıyor. Birbirlerine şahitlik yapıyorlar. Özgür bey hiç oralı değil üstüne toz kondurmuyor. Bu CHP liler bilerek yutuyorlar. Bizim dindarlar hem bilerek hem de bilmeme görüntüsüyle ses çıkarmıyorlar. Suçu Reise atanların safında çığlık atıyorlar. Erbakan Hoca ‘Hile düzeni’ derdi böylesine oyunlara. Birde Reisi ‘Bunlara, neden bekâret kemeri takmadın’ diye suçlamasınlar.
Sonrası ne olabilir
Kılıçdaroğlu yukarıda verdiği sözlerine uyarsa;
Yavaş yavaş sistemini oturtur. Suçluları atacaklarını atar. Vekil olsun sairleri yavaş yavaş Kılıçdaroğlu’nun yanına kayar. Zira merkez parti onun elinde. Belli bir zaman sonra İmamoğlu ve Özgürlerin sesinin frekansı gittikçe düşer ve duyulmaz hale gelir. Sonrasında ya bir parti kurarlar. Yasal ikmal gecikir derlerse, hazır bir partiyi alırlar. Sanırım grubu olan parti yasal gereksinimi tamamlamış sayılır. Seçime girerler. Herkes boyunun ölçüsünü görmüş olur böylece. Yahut Hiçbir şey yapmazlar inzivaya çekilirler kaderine razı olurlar ve zamanı kollarlar. Bizim dindarlarla oturup ağlaşırlar. Gerçi bizimkiler belki de yenileriyle şerik olurlar. Bir atasözü ‘Alışmış kudurmuştan beter’ veya ‘bir defa yaptın mı tövbe tutturamazsın’ diye. Şimdiden ayrıldıkları takdirde Kim ne kadar oy alır diye Kamuoyu araştırmalarını yarışa soktular. Bunların sesi başarıya yeter mi? Ayrılan kaybediyor. Bu siyasi tarihin bir kaderi olsa gerek. Zaten diplomasız İmamoğlu’nun bundan sonraki hedefi milletvekili olmak ve bir partinin Genel Başkanı olmaya çalışmak olsa gerek. Ceza alırsa İmamoğlu defteri de kapanmış olur. Hikâye olarak geçmişte kalır. ‘Öküz öldü kağnı sındı veya derviş öldü illallah kesildi derler ya öyle bir şey. Aslı gidince aslı yerine kullanılan zamiri de (Özgür) de gitmiş olur. Bu hikâye burada bitmiş olur…
Selam ve dua ile…
























Yorum Yazın