Temsil veya dava sorumluluğu
İnsanın bir ferdi yani bireysel sorumluluğu,
Birde toplumsal ve temsil Dava) sorumluğu vardır.
Matematikte, cebirde buna mutlak değer ve bağıl değer denir.
Ataların bir sözü vardır
‘Herkes;
Güzelliğin
Şöhretin
Zenginliğin
Önünde oturamaz’ diye.
Güzellik tabiri kadın için,
Zenginlik tabiri de erkek için söylenir.
Şöhret hem erkek hem de kadın için söylenir.
Köyün güzel kızı onu beğenmez bunu beğenmez
Emsalleri evlenir, yaşıtı, akranı kalmayınca
Dengi olmayan biriyle evlenerek
Kendini heba eder.
Hatta köyde dengi yaşıtı akranı kalamayan
Kız babasına sorar:
‘Baba ben ne olacağım?’
Babası: ‘Bekle kızım bahtın açılsın,
Ya askerden gelen olur
Ya da karısı ölen ölen olur’ der.
Baykal aynı dertten
Fadime aynı dertten
Müslüm aynı dertten gittiler.
Ali Kalkancı ha keza
Sade bir vatandaş isen;
Yunus’un deyimiyle
‘Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin’
Fazla da önemli değil, kabahatin kusurun fazla dillendirilmez, kitleleri üzmez, etrafındaki birkaç kişi bilir ve duyar üzülür. Çoğu insanın haberi bile olmaz. Gündem olmaz. Sevabıyla günahıyla baş başa kalır. Fakirin günahı da fakir olur derler ve geçerler.
Bizim devrin gençliği
Bizim devrenin gençliği öyle bir gençlikti ki; ferdi sorumluluğunun yanında, dava sorumlu luğunu gözetlerdi hep. Kendisinin bir kusurunun davasını incitmek için kullanılmasından çok korkardı. Davasının örselenmesine hiç razı olmazdı.
Üstü başı temiz olurdu
Olgun giyinirdi
Çakal çukal hareketlerden kaçınırdı
Hafiflik yapmazdı
Saygın olmaya özen gösterirdi
Haram yemezdi
Yalan söylemezdi
Herkesin iyiliğini isterdi
Elinden geldiği kadar yardımseverdi
Orucunu tutar
Namazını kılar
Haramdan kaçındığı gibi
Haram belli
Helal belli
Sen şüpheli olandan kaçın derdi.
Hatta kot pantolon giymez
Kısa kollu gömlek bile giymemeye çalışırdı.
Gerçi modern giyim jargonunda uzun kollu gömlek vardır.
İmaj Mey kırda uzun kollu geçerlidir.
Suyu ayakta içmezdi
Çömelerek üç yudumda içerdi
Yemeği sağ eliyle yer
Lavaboya sol ayağıyla girer
Sağ ayağıyla çıkardı
Evlenmede halisti
Görücü usulü benimsenir
Flört yapmazdı
Usulü dairesinde tanıdığı ile evlenirdi.
Büyüğünü sayardı
Küçüğünü severdi
Ufacık harçlığını ihtiyaç sahibi ile paylaşırdı
Döneklik yapmazdı
Sözünün eriydi.
Bilgi sahibiydi
Görgülüydü
Güvenilirdi
Emin insandı
Ülke sorunları ile
Dünya sorunlarıyla alakadardı
Kültürlüydü
Küfre rıza küfür
Zulme rıza zulümdür derdi
Toplumsal olaylara ilgi duyardı
Olayları ince eler sık dokurdu
Meselelere ayrıntılı bakardı
Büyük resme bakardı
Zahire aldanmazdı
Davasına toz kondurmazdı
Örselettirmezdi örselemezdi
Adaleti gözetirdi
Bir kavme kininden dolayı adaletsizlik yapmazdı
Mazlumun yanında
Zalimin karşısında olurdu
Bir kötülüğü
Eliyle
Diliyle
Kalben buğuzla karşılardı.
Bir yerde bir Müslümanın ayağına tiken batsa kalbi sızlardı
Kaypaklık ve kancıklık yapmazdı.
Ziyadesiyle üzüldük
Mehmet Akif’in başına gelenler bizleri ziyadesiyle üzdü. Adını taşıyamadı, adını kaldırama dı. Demek ki üzerine oynadılar. Dertleri sanırım bir şahsı değil bir zümreyi hedef almaktı. Bir dala basarak bin dalı ıratmaktı. Dindar, muhafazakâr insanları, aileleri ve zümreleri toplum gözünde hacıl düşürmekti gayeleri. Solcuların ağzının suyu akıyor. Bakar mısınız? Mal bulmuş Mağribi gibi sarıldılar bu olaya. Gerektiğinde şahısları, zümreleri, partileri veya partiyi kapsam alanına alarak bir nevi ferahlamaya çalıştılar. İstanbul soygununun ezikliği altında inlerken yüklerini kısmet hafiflettiler.
Yine sosyal medyaya baktığımızda dindar kılıklı yazarlar çizerler sözcüler tiktokçular video paylaşanlar yorumcular; sağcı dindar muhafazakâr görüntüyle solcu ağzıyla konuşmaya başladılar. Onların kağnısının okuna bindiler, değirmenlerine su taşıdılar. Bunların hepsini de dindar kılığı altına saklanarak yaptılar. Kısaca zelveyi kırdılar.
Eşeğine gücü yetmeyenler semerini döverlermiş
Müskiratı tarif edenler derler ki ‘Üreten, alan, taşıyan, satan, içen hükümlüdür’. Henüz büyük uyuşturucu baronlara ulaşılamadı. Ulaşmakta zor gibi gözüküyor. Nasıl ki, İsrail’e el kaldıranlar ABD kokusundan vuramıyorlarsa, Bu ticareti yapanlara henüz el kaldırılamadığı düşünülebilir. Tabi ki sebebi de ABD gibi veya onun yerine kaim olan faktör veya faktörler olabilir. Bakalım gözlemleyelim baronlar derdest edilebilecek mi? Edilme ihtimalini umuyoruz. Bu müskiratı kara para aklamada kullanıyorlar. Bir de şöhretler eliyle alıp satıp dağıtıp içittiriyorlar. Nasıl olsa dokunamazlar, gürültüsü çok oluyor diye.
Birde şöyle düşünülür mü?
Ülkemizi yasakçı bir ülke
Özgürlükleri kısıtlayan bir ülke
Yöneticileri de asıl hedeflerinde olabilir mi?
Şöyle de düşünebiliriz
Reisi zorlamak için
Dünya mazlumlarının yanından çekmek için
İsrail’i dünya nezdinde çok zorladığı için
Gazze’ye ve Hamasa arka çıktığı için
Suriye ve çevre olgularındaki dikkatimizi dağıtmak için. Gündem değiştirmek için. İstanbul soygununun zararını bir nebze olsun hafifletmek için. İla ahir, Türkiye’yi ve yöneticilerinin gücünün önüne geçmek için başımıza bu gaileler açılmış olabilir mi?
Selam ve dua ile…
























Yorum Yazın