Erzincan;
Son Başbakan Binali Yıldırım’ın memleketi,
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu’nun doğduğu şehir,
Dünyanın dört bir yanından ödüllü “Buğday Tanesi” filminin hikayesinin başladığı ve filmin ana karakteri olan İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın baba ocağı,
Hepsinden de önemlisi görev yaptığı illere kattığı değerlerle “Efsane Vali” olarak tanınan rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu ile ismi bütünleşen şehir,
Doğasıyla, dağlarıyla, sularıyla ve bütün tarihi ve kültürel değerleriyle 81 vilayetimiz arasında öne çıkan şehirlerden birtanesi…
İşte tam da bu noktada Başkanlığını yürüttüğüm Kültür Sanat muhabirleri derneğinin artık geleneksel hale gelmiş olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla düzenlenen “Medya, Kültür Sanat ve Turizm buluşmaları” projemiz kapsamında Kültür sanat muhabiri 25 arkadaşımızla birlikte 1 Temmuz sabahı otobüsle yollara düştük.
Rotamız, önce Yozgat sonrasında Sivas, ardından Erzincan’dı…
Projemizde ki ana amacımız illerimizin tarihi ve kültürel değerlerini kültür sanat muhabirleri vasıtasıyla bizzat yerinde görmek, arkadaşlarımızın objektifinden, kaleminden ve kamerasından okuyucuları ve takipçileriyle buluşturarak o illerimize dikkat çekerek, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın her bir üyesinin büyük çaba harcadığı iç turizmin hareketlenmesine katkı sağlayabilmek.
Amacımız Devlet, millet ve geniş bir kültür yelpazesine sahip olan güzel ülkemizin her bir şehrinin değerlerini tanıtabilmek…
Niyetimiz halis…
7 yıldır 50’ye yakın ilimizi yaklaşık 600 gazeteci arkadaşımızla adım adım dolaşarak kamuoyunda farkındalık oluşturduk.
Tabi ki projemizi gerçekleştirirken yerel yöneticilerin bizzat başkanlık yapmasını, yapamıyorsa da projemizi sahiplenerek tam bir uyum içerisinde şehri tam anlamıyla keşfetmemize yardımcı olmalarını önceden talep ediyor, eksikliklerimizi kendilerine aktarıyoruz.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bizleri bir yere kadar destekliyor, her şeyden önemlisi böyle bir proje yapmamıza vesile oluyor.
Etkinliklerimiz öncesinde İllerimizin Valilikleri, siyasetçi oldukları için çok tercih etmesek de zaman zaman Belediye Başkanları ile ya yazılı diyaloğa geçeriz, ya da milletvekilleri vasıtasıyla bir köprü oluştururuz.
Projemizi tanıtan ve ne yapmak istediğimizi, ne tür desteğe ihtiyaç duyduğumuzu anlatan yazışmalarla iletişim kurmaya çalışırız.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi…
Bu yılda Yozgat, Sivas ve Erzincan Valilikleriyle irtibata geçerek projemizi anlattık.
Yozgat ve Sivas illerimizin valilikleri anında dönüş yaparak memnuniyetlerini dile getirdi. Harika da bir iş çıkardık.
Yozgat’ta Vali bey ile birlikte aşure dağıtım törenine katıldık, röportajlar yaptık Yozgat’ı bizzat kendisinden dinledik.
Çamlık ormanlarını gördük, Yozgat’ın Bozkır olmadığına şahit olduk. Tarihi Tol çarşısını gezdik.
Tarihi Çapanoğlu camiinin hikayesini dinledik ve Sarıkaya’da Unesco Dünya miras listesine girmeye hazırlanan Roma hamamına hayran kaldık.
Sadece Yozgat’ta yaptığımız video haber, internet haber ve gazete haberleri yüzbinlerce hatta milyonlarca okuyucu ve izleyiciye ulaştı. Binlerce yorum, yüzlerce geri bildirim aldık.
Sivas tam bir efsaneydi. Vali bey Ankara Sivas arası hızlı tren ile turizm seferlerinin başlayacağı müjdesini ilk olarak bizlere verdi. Sondakika olarak geçtiğimiz haberler milyonlarca izlendi. Divriği bölgesini anlatmaya kalksam bu satırlara sığmaz. Sadece Ulu camii ile ilgi yaptığımız kısa bir video ve haberler milyonlarca izlenme, binlerce beğeni ve yorum topladı.
Biz Kültür sanat muhabirleri her iki ilimiz içinde muhteşem bir iş çıkardık.
Gelelim asıl yazımızın konusuna…
Erzincan…
3-5 Temmuz’da Erzincan’da dolu dolu bir zaman geçirmeyi planlıyorduk. Yaklaşık 15 gün öncesinden girişimlere başladık. İstanbul Milletvekili Av. Serkan Bayram’a üç defa Vali Doç. Dr. Hamza Aydoğdu’yu arattırdık. “Ne gerekiyorsa yapalım” cevabını bizzat Milletvekili Serkan Bayramın kendisinden duyduk. Yine Serkan Bayram vasıtasıyla başlıklı kağıdımıza ne için Erzincan’a gelmek istediğimizi, ne yapmak istediğimiz, ne gibi eksiklerimizin olduğunu anlatan yazımızı gönderdik.
Zaman yaklaştıkça “Ne gerekiyorsa yapalım” sözünün altının boş olduğunu gördük. Vali bey ile ortak dostluklar olan kişilere konumuzu anlattık.
Özel Kalem Müdürü Fatih Şen bizimle irtibat kurdu.
Sağolsunlar…
Telefonda konumuzu bizzat anlattık. Anlatış o anlatış.
O günden sonra irtibatımız kesildi.
Yola çıktığımız 1 Temmuz tarihinden itibaren Erzincan’a varışımız olan 3 Temmuz’a kadar ne Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’dan ne Özel Kalem Müdürü Fatih Şen’den ne de Erzincan Valiliğinden herhangi bir yetkiliden ufacıkta olsa bir ses çıkmadı.
Erzincan’da resmen kalakaldık.
Sahipsizdik…
Yanımızda ne rehber, ne de bize bir bardak çay ikram edecek hiçbir yetkili yoktu…
Bir tane görevlinin dahi olmadığı terkedilmiş gibi ama bir o kadarda nezih bir ortamı olan DHM misafirhanesini son anda bulabildik. Yoksa 25 gazeteci ile Erzincan meydanında banklarda konaklama yapmayı göze almıştık.
Erzincan’da bulunan turizmci genç bir kardeşimiz Mahmut Alkan ve bacanağım Doruk Kurt gönüllü rehberimiz oldu.
İlk gün Ekşisu parkında çocuk oyun alanlarında ve piknik alanlarında mangal dumanları eşliğinde zaman geçirdik.
İkinci günde Girlevik şelalesi ve Terzi Babayı uçak saatimizden önce ziyaret ederek Ankara’ya döndük.
Birde dönerken, aynı uçakta Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ile karşılaştık. Durumu kendisine anlattım.
“Çok üzüldüm, keşke haberim olsaydı evimde misafir ederdim” diyerek bizi teselli etti.
Birde ne göreyim. Mustafa Sarıgül yerine otururken, ön koltuktan Vali Hamza Aydoğdu ayağa kalkıverdi.
Bizi Erzincan’dan mahrum bırakan Vali Ankara’ya gidiyordu…
Bir arkadaşımız Vali beye yaklaştı ve durumu anlattı. “Ağustos’ta yine beklerim” cevabı vermiş.
Milli Eğitim Bakanlığına adı geçen Sayın Vali, siz ne zaman Erzincan’dan giderseniz biz o zaman geliriz. Sizin ev sahipliğiniz sizde kalsın…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Valiler buluşmasında yaptığı şu sözleri buraya bırakıyorum
“Beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz"
Sözüm o ki;
Sosyal medyada fenomen olmak bir iki şovlu videoya bakar, ancak Efsane olmak emek ve yürek ister…
Kalın sağlıcakla…

























Yorum Yazın