Cuma hutbesinin sonunda Kur’an’ı Kerimden beli bir bölüm okuma geleneği; Peygamber Efendimiz tarafından Kâf süresi okunarak başlatılmış, Dört halife devrinde farklı pasajlar halinde devam ettirilmiştir. Emevi Halifelerinden ikinci Ömer diye bilinen ve torunlarından Ömer b.Abdülaziz dönemine gelindiğinde Nahl süresinin 90.ayeti okunmaya başlanılmıştır.
‘Şüphesiz ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir. (Nahl 90)
Akrabayı gözetme
Buradan ben yakınlara bakmayı, akrabayı gözetmeyi, yardım etmeyi ele alacağım. Eski zamandan beri akrabalar arası dayanışma ve ilişki sorunlu devam etmiştir. Bu durum farklı sebeplere dayandırılmaktadır. Veya sebepleri nelerdir?
Miras kavgası
Merasimlerdeki takı
Kaynana gelin sorunu
Hısımlar gerginliği
Tek çatı altında yaşama
Bazı örf ve gelenekler
İla ahir…
Miras kavgası
Erkek egemen toplumlarda erkek ve kız çocuklarına farklı anlamlar yüklenmektedir. Osmanlıda, Cumhuriyette ve tarım toplumunda bu daha da önem kazanmaktadır.
Erkek çocuk asker olmaktadır.
Nesli devam ettirmektedir.
Tarım da tarlada ırgat olarak çalışmaktadır.
Hayvancılıkta çobanlık yapmaktadır.
Ailenin geçiminden sorumludur.
Kabile kavgala rında güç olaraktan kullanılmaktadır.
Ana gerekçeler böyle sıralanmaktadır. Anadolu da bir tabir var ‘Oğlun beş gönlün hoş’ diye. Tabiki ırgata ihtiyaç var. Erkek çocuğu esas tutulunca miras onun çocuklarına bırakılmak isteniyor. Kızdan olan çocuklar miras dışı değerlendiriliyor. Yıllar yılı gelenek olarak süregelen bu tanımlama örf olarak dokunulmazlık kazanmıştır adeta.
Bir de Nisa süresinde erkeğe iki kadına bir olarak mirastan pay ayrılmaktadır. 11. Ve 12. Ayetler miras hukukunu kapsamaktadır. Laik bir devlette miras payı yasa ile eşitlik esasını getirmiştir. Bu durumda insanlar ikilem içerisinde kalıyorlar. Meri hukuka uymak zorun luluğu vardır. Bu sorun ailelerin birbirine düşmelerinin en ana sorunudur. Bu konu yasa ile belirlenmiştir. Eşitlik ilkesi meri hukuka göre miras paylaşımında esastır.
Bu konuda önerilen en uygun çözüm ‘Miras sahibi mirasçıları arasında vefat etmeden evvel malı paylaştırması. Şekli nasıl olacaksa olsun, mirasçılar arası barışı önceden sağlanmalıdır. Aksi takdirde cenazenin defnindeki anlık üzüntü yerini kavgaya dönüştür mektedir.
Ferdi Müslüman olan Laik devletlerde Zekât konusunda da ikilem yaşanmaktadır. Vatan daş meri hukuka göre devlete vergisini veriyor. Sonrasında ise ayrıca bir de zekâtını kendince uygun bulduğu yerlere veriyor.
Merasimlerdeki takı
Bu konu çok önemlidir ve önemsiyorum. Ana kaynağı yani dayanağı yeni evlenecek çiftlerin biran önce evlenmelerini sağlamak için, her aile onların bir ihtiyacını alır evlenme leri kolaylaştırılır. Geri alınmamak ve istenmemek üzere verilir. Bu gelenek zamanla ödünçleşmeğe evrilmiştir. Özünden ve aslından saptırılmıştır. Zaman içerisinde takı malzemelerinin değer değiştirmesi ve taraflara külfet olmaya başlaması sorunu geliştir miştir. Evvelki zamanlarda bütün hesaplar gümüş üzerinden yapılırken, altın madeninin daha değerlenmesi hesabı altın üzerine çevirmiştir. İnsanlar düğünlerindeki takı merasimini kayıt altına alıyor ve karşılığını yerine getirmeye çalışıyor. Zaman içerisinde şartlar değiş yor. Bu takı konusu adeta şahıslar ölse bile mirasçılarına borç olarak tahakkuk ettiriliyor. Ayrıca ekonomik dalgalanmalar sonucu o günkü ederi ile bu günkü ederi arasın da uçurum oluşturuyor. Hele hele zaman içerisinde ailelerin gelir düzeyinin değişmesi sonucu daha da zorlaştırıyor. Akrabalar arası özellikli olmak üzere dostlar arasında küslüklerin oluşmasının sebepleri olarak gösterilebilir.
Kaynana gelin sorunu
Usta çırak misali, usta kendisinin geçtiği geçitten çırağınıda geçiriyor. Kendisi ne kadar azap çektiyse çırağına da çektiriyor. Eski tarz gelin kaynanada da aynı uygulama var. Kaynana gelin iken ne ile muhatap olmuş ise gelinini de aynı olaylarla muhatap ediyor. Adeta ona kendisinin uğradığı zulme gelini de ortak ediyor. Hısımlar arası küslüğün ana sebeplerinden biriside budur.
Hısımlar gerginliği
Aynı zamanda başlık parası veya yüklü çeyiz borçlanması da kız gelin olduktan sonra gittiği yerde rahat ettirilmiyor. Diğer bir sebepte budur. Hısımlar arası küslüğün sebebi.
Tek çatı altına yaşama
Eski zamanlarda ailede baba Anne çocukları onların eşleri bir nevi kafa kasa birliği ile idare ediliyordu. Bir binada müştereken hepsi oturuyordu. Büyük bir salon ve ona açılan odalar. Her odada ailenin bir çocuğu eş ve çocuklarıyla birlikte oturuyorlardı. Salonda soba bütün odaların ısınması salondan yapılıyor ve yemekler müştereken bir sofrada yeniliyordu. Bu durum aile geçimsizliklerinin bir başka sebebi idi. Kaynana gelin ve eltiler çekişmesi de bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bunun tek faydası herkesin geçimde sorumluluk alması, gelir birliği ve kira dertlerinin olmayışı.
Bazı örf ve gelenekler
Maalesef ülkemizde bazı örf ve gelenekler ana kural olmuştur. Gelinlik yapma; Gelinin kayınpeder yanında konuşmaması veya alçak bir ses tonuyla konuşması. Aynı şekilde kaynananın aşırı imtiyazlı olması. Kayınbiraderler ha keza gelin disiplininde kocadan fazla pay sahibi olmaları. Eltilerin kıdemlilik sırasına göre birbirlerine ufakta olsa kaynanalık yapmaya özenmesi. Gelir birliğinin kullanımının da yukarıdan aşağı bir hiyerarşi dâhilinde dengesizlik olması. Yukarıdan aşağı imtiyazın indirgenmesi. Tarafların ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması ve öfkenin içine atılarak susturulması da söylenebilir.
Köyden şehire akım
Tarım arazilerinin yani gayrimenkullerin parçalanması, mirasçıların ihtiyaçlarına yetecek bir üretim ve gelir elde edemeyişleri. Şehir toplumuna yöneltmiş insanları ve şehirlere göçe sebep olmuştur. Eskiden %60, daha sonra %40 nüfus oranı köylerde yaşarken neredeyse %10 un altına düşmüştür. Eğer %20 si köyde tutulabilseydi/tutulabilse, bu gün işsizlik oranı tolere edilebilir bir seviyede olabilirdi.
Şehirleşmenin getirdiği sitres, geçim zorluğu, tüm aile fertlerinin çalışmak mecburiyetinde oluşu farklı sorunların üretilmesine sebep olmuştur. Tabi ki bunun yanında mekanikleşme alet edevat insan gücüyle yapılan işleri üstlenince işsizlik oranının çoğalmasını beraberin de getirmiştir. Tam sanayi toplumu olamayışımız bocalamamıza sebebiyet vermiş ve insanlarımız gelişmişlikle gelişmemişlik arasında bocalamıştır.
Bu ikilem Osmanlıda da baş kakıcı olmuş, bisiklete cin arabası dedirtmiş, kâtiplerin el yazma işçiliğinin azalması sebebiyle matbaanın gelmesinin geciktirilmesi. Daha birçok konu.
Osmanlıdan kalan kadro Cumhuriyeti ilandan sonra onlarda sanayileşmeye önem verme miş 30 yıl milletiyle kavga etmiştir. Milletin dinini diyanetini mukaddeslerini giyimini kuşamı nı yazısını kültürünü değiştirmek için ciddi uğraş vermiş ve ülkeyi geri bırakmıştır. Türki ye’ye traktör 1950 lerde gelmiş ve makinalı tarıma geçilmeye çalışılmıştır. Otuz yıl heba edilmiş, yeni alfabeyi ikame etmeye kadro yetiştirmek için Hasan oğlan tarzı eğitmen yetiştirmek için çalışmıştır. Çarıktan soğuk kuyu lastiğe ve ondan da iskarpine geçişimiz elli yılımıza mal olmuştur.
Şu anda ülke ne ile meşgul
Ekrem İmamoğlu ile meşgul. Derler ya ‘Kasap et derdinde keçi can derdinde’ diye. Kos koca diyorlar, hadi bizde öyle diyelim CHP resmi ve gayri resmi tüm imkân pardon olanak larını bunun için harcıyor. Yahu sizin başka derdiniz yok mu? Ülke sorunlarını unuttuk sayenizde. Eğer varsa hırsızlık, yolsuzluk ve ajanlık sorunlarıyla meşgul ediliyoruz. Bırakın mahkemeler bu sorunu neticelendirsin sonrasına bakarız. Kendini nimetten saydırmak için kurtlu fasulyeler; Reise çatar ya. Reiste bize birkaç şey söylesin de gündemde kalalım diye. Sanki CHP İmamoğlu kozunu oynamasa gündemde olmayacak ve yöneticiler nimet dışı tutulacaklar. Sizlerde yöneticili kabiliyeti ve becerisi yoksa ülke sorunlarını irdeleme yetisi yoksa yel değirmenine saldırmakla kişilik kazanılmaz. Babam rahmetli derdi ki ‘Koymayınan kuru kuyu sulanmaz. Emek verip zahmet çekmek boşuna’ su kuyusunun oluşması için tabanından su kaynamalı. Üzerinden su koymakla su kuyusu olmaz. Toprak suyu çeker kuyu yine kuru kalır. İmamoğlu davası sonuçlandı, sonrasında ne yapacak sınız. Sonucunu konuşmaktan başka. Bizim dindar muhalefetle beraber birbirilerinize sarılıp ağlaşır ve öksüz numarası mı yaparsınız?
























Yorum Yazın