Henüz 13 yaşındayken Ankara Otogarı'nda gazete satarak ailesinin yükünü omuzlayan bir çocuktu... Bugün ise Yozgat'ta 330 kişiye ekmek kapısı olan, restoranının kapısını yolda kalmışa da ihtiyaç sahibine de sonuna kadar açan bir iş insanı. Zafer Özışık'ın hikâyesi; alın terinin, dürüstlüğün ve paylaşmanın yıllara meydan okuyan destanı... Çünkü bazı başarılar sadece kazanmakla değil, kazandırmakla yazılır.
.jpeg)
Hayat ona çocuk yaşta omuzlarına ağır yükler yükledi. O ise yükün altında ezilmek yerine umuda dönüştü. Ankara Otogarı'nda gazete satan küçük bir çocuğun hikâyesi, bugün yüzlerce aileye ekmek, binlerce insana umut olan bir başarı öyküsüne dönüştü. Zafer Özışık'ın yaşamı, dürüstlüğün kaybettirmediğini; paylaşmanın ise bereketi büyüttüğünü anlatan sessiz ama çok güçlü bir hayat dersi...
Gazete Satarak Başlayan Yolculuk, 330 Aileye Umut Olan Bir Başarıya Dönüştü
Hayat bazı insanları daha çocuk yaşta olgunlaştırır. Kimi zorlukların altında ezilir, kimi ise o zorlukları basamak yaparak hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını güzelleştirir. Yozgat'ın sevilen iş insanlarından Zafer Özışık işte tam da bu isimlerden biri
1961 yılında Yozgat'ta dünyaya gelen Özışık'ın hayatı, çocuk yaşlarda ağır bir sınavla değişti. Çocukluk yıllarının önemli bir kısmını Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde, babasının otobüs firmasında geçirdi. Ancak babasının iflas etmesiyle aile ekonomik sıkıntıya düştü. Henüz 13 yaşındayken okul çağındaki birçok çocuk oyun oynarken o, Ankara Otogarı'nda gazete satarak ailesine destek olmaya başladı.
O günlerde yaşadığı yokluklar ona yalnızca çalışmayı değil, insanın emeğiyle ayakta durmasının değerini de öğretti.
Aradan geçen yıllarda pes etmek yerine daha çok çalışmayı seçen Zafer Özışık, bugün Yozgat'ta Gimat Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren restoranları ve zincir marketleriyle yüzlerce kişiye istihdam sağlayan örnek bir iş insanı haline geldi. Tam 330 kişiye ekmek kapısı olmanın mutluluğunu yaşıyor.
Bu başarıyı anlatırken ise büyük bir tevazu gösteriyor:
"Rabbim bize nasip etti. Bu insanların evlerine ekmek götürmelerine bizi vesile kıldı. Biz sadece çalıştık, gayret ettik."
"Arkamızda Kimse Yoktu"
Zafer Özışık, başarı hikâyesinin arkasında hiçbir siyasi ya da ekonomik güç olmadığını özellikle vurguluyor.
"Arkamızda ne iktidar vardı, ne muhalefet, ne de herhangi bir cemaat... Biz kendi tırnaklarımızla bugünlere geldik."
Başarısının sırrını ise tek cümleyle özetliyor:
"İşimizin Hilesi Dürüstlük."
Belki de yıllardır ayakta kalabilmesinin en önemli sebebi tam da bu anlayış...
65 Yaşında Ama İlk Günkü Heyecanla
Bugün 65 Yaşında Olmasına Rağmen Hâlâ İşinin Başında...
Kendisini anlatırken tebessüm ederek şu ifadeleri kullanıyor:
"Sanki askerden yeni gelmişim gibi... Üniversiteyi yeni bitirmişim gibi... İlk günkü heyecanla çalışıyoruz."
Onun için ticaret sadece para kazanmak değil; hizmet etmek, güven vermek ve insanların duasını almak anlamına geliyor.
Bir Restorandan Daha Fazlası: Halil İbrahim Sofrası
Yozgat'taki restoranı, şehirde yalnızca lezzetleriyle değil, sunduğu insani yaklaşımıyla da tanınıyor.
Ekonomik şartların aileler için giderek zorlaştığını bilen Özışık, restoranlarında müşterilerine çay ve suyu ücretsiz ikram ediyor.
Çünkü ona göre önemli olan sadece yemek satmak değil, insanların mutlu ayrılması.
"Bugün bir ailenin dışarıda yemek yemesi kolay değil. Biz de hiç olmazsa çayını, suyunu ikram ederek onların yüzünü güldürmek istiyoruz."
Ancak onun iyiliği bununla da sınırlı değil.
Restoranını "Halil İbrahim Sofrası" Olarak Görüyor
"Yolda kalmış, parasız kalmış, darda kalmış kim varsa bu kapı ona açıktır. Kimseyi geri çevirmeyiz."
Bu sözler, onu Yozgat'ta yalnızca başarılı bir iş insanı değil, aynı zamanda hayırsever kimliğiyle de gönüllerde özel bir yere taşıyor.
"Ben Sadece Orkestra Şefiyim"
Yaptığı yardımlar konuşulduğunda ise kendisini öne çıkarmıyor.
"Allah'ın bize verdiğini yine O'nun kullarıyla paylaşıyoruz. Ben sadece orkestra şefliği yapıyorum."
Bereketin paylaşmakla arttığına yürekten inanıyor.
"Dağıttıkça Allah Bereketini Veriyor"
Bu anlayışın temelinde ise ailesinden aldığı değerler yatıyor.
"Biz ataerkil bir kültürden geliyoruz. Büyüklerimizden böyle gördük. İyilik paylaşılır."
Hayat Felsefesi: Önce İş, Sonra Aş, Sonra Eş
Zafer Özışık'ın gençlere verdiği en dikkat çekici mesajlardan biri de hayat sıralaması...
"Önce iş... Sonra aş... Sonra eş..."
Bu sözlerini şu cümlelerle açıklıyor:
"İş olmazsa aş olmaz. Aş olmazsa eş olmaz. İnsan ne kadar severse sevsin, ayakta durabilmek için önce üretmek ve çalışmak gerekir."
Hayatın gerçeklerini gençlere samimi bir dille anlatırken, çalışmanın insanı özgürleştirdiğini de her fırsatta dile getiriyor.
Gerçek Zenginlik Gönüllerde İz Bırakabilmek
Bugün geriye dönüp baktığında, çocuk yaşta Ankara Otogarı'nda sattığı gazetelerle başlayan yolculuğun kendisini bambaşka bir noktaya taşıdığını görüyor.
Fakat onun için en büyük başarı ne restoranlar ne marketler ne de ticari büyüklük...
Asıl gururu, 330 ailenin geçimine katkı sağlayabilmek, insanların duasını alabilmek ve kapısından hiçbir ihtiyaç sahibini geri çevirmemek.
Zafer Özışık'ın hikâyesi, yalnızca ticari başarının değil; dürüstlüğün, emeğin, paylaşmanın ve insan sevgisinin de başarıya dönüşebileceğinin canlı bir örneği.
Çünkü bazı insanlar servetleriyle değil, dokundukları hayatlarla zenginleşir.
Ve Zafer Özışık'ın yıllardır dilden dile dolaşan şu sözü, belki de bu hikâyenin en güçlü özeti olmaya devam ediyor:
"İşimizin hilesi dürüstlük."

























Yorum Yazın