Obeziteyle mücadele Kantincilere yasakla olmaz

Kantinciler odası Başkanı Bayram Şahin, “obeziteyle mücadele sağlıksız ürünlerin sadece okul kantinlerinde yasaklanmasıyla olmaz. Bunu okul çevresine de yaymak gerekiyor” dedi.

Obeziteyle mücadele Kantincilere yasakla olmaz

Röportaj: İbrahim GÖKDEMİR

Redaktör Haber dergisi sayfalarına Ankara Kantinciler Odası Başkanı Bayram Şahin’i konuk ettik. Kantincilik mesleğinin geçmişinden geleceğine pek çok konuyu gündeme getirdiğimiz sohbetimizde Kantincilik mesleğine atılmak isteyenlerin aldığı ustalık belgesinin Türkiye’nin marka değeri en yüksek ikinci belgeye sahip olduğu kadar, işletmeciliğinin de bir o kadar ekonomik zorluklara doğru gittiği bilgisine sahip olduk.

Kantinciler odası olarak mesleğin itibarını kirli ilişkiler içerisinde bulunan kişilerin elinden kurtardıklarını söyleyen Başkan Şahin Kantincilerin en büyük sorunlarının uygulamalara karşın kiraların yüksek fiyatlarda olduğunu ifade etti.

İşte o röportajımız;

-Kantinciler odası Nezaman kuruldu? Kaç üyesi var?

Kantinciler odası 2001 yılında Kantinciler derneği olarak başladı. 2 yıllık bir çalışmanın sonunda 5 Haziran 2003 yılında Kantinciler odası olarak 200 üye ile kuruldu. Şu anda bin 100 üye kaydımız bulunuyor

-Kantinciler odası bünyesinde ki üyeler sadece okullarda gördüğümüz kantincilerden mi oluşuyor?

Üniversite, hastane, yurt, dershane, özel okullar ve kurumlarda bulunan tüm Kantincileri kapsıyoruz. Ancak ağırlığını okullar oluşturmaktadır.

-Her okulda bir kantin var mı?

Her okulun tamamında Kantin yok. 300 kişilik ilkokullar var orada maliyeti karşılayamadığı için açılamıyor.

-Kantinci olmanın bir kriteri var mı?

USTALIK BELGESİ ALINMALI

Ustalık belgesi alma zorunluluğu getirildi. Okul kantin ihalelerine girmek için ustalık belgesi olma şartı aranıyor. Ustalık belgesi, eski adıyla Çıraklık eğitim merkezinden yeni adıyla Meslek Eğitim merkezlerinden 4 yıllık bir eğitim sonucunda veriliyor. Ancak daha önceden sigortalı olarak kantinlerde çalışılmışsa İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde kurulan denklik komisyonu var bu komisyonda çalışma süreleriyle birlikte eğitim durumlarına göre hesaplama yapılıyor ve doğrudan hak kazanabiliyor. Lise mezunu bir kişi ustalık belgesini alabilmessi için asgari 7 yıl çalışmış olması gerekiyor.

-Kantincilerin sorunları nelerdir?

2010 yılında yayınlanan Başbakanlık genelgesinden sonra okul kantincileri devamlı geriye doğru gidiyor.

-Neydi bu genelge?

Obeziteyle mücadeleydi. 2011 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı 2011/41 nolu genelgesiyle okul kantinlerinde gazlı, aromalı içecekleri, cipsleri, kızartmaların tamamını yasakladı. Bu da ciro kaybına neden oldu. 2016 yılında yayınlanan ve basında okul logolu gıda olarak duyurulan uygulama geldi. Logo uygulaması da yeni gündeme geldi. Bizde 1 yıl ertelenmesi yönünde bir çalışmamız oldu ve 2020 yılına kadar ertelenmiş oldu.

-Okul logolu ürünler hakkında sizin görüşünüz nedir?

SADECE KANTİNLER DEĞİL, BÜTÜN ÇEVREDE GEÇERLİ OLSUN

Obezitenin ilacı eğitim diyoruz. Eğitim olmadığı sürece istediğiniz kadar yasak getirin bundan başarı sağlamanız mümkün değil. Beslenme alışkanlığı önce anneden başlar. Sizin için en özel çorba anne çorbasıdır. İlkokullarda 1 haftalık uyum eğitimi başlıyor. Çocuklar ağlıyor anneler bahçede bekliyor. Biz her zaman “O anneleri de sınıfa alın çocuğun yanına oturtun” diyerek onlara sağlıklı beslenme eğitimi verilmesini istiyoruz. Bizim satmadığımız ürünü anne beslenme çantasına koyup okula gönderiyor.

Bu düzenlemeyi sadece okul içinde ki kantinlere değil, okul çevresinde de uygulamaya koymak gerekiyor. Çocuk obeziteyle mücadele de kantinde yasaklanan ürünleri okulun karşısında ki marketten gidip alıyor. Kaldı ki çocuk kontrolsüz bir şekilde Okul bahçesinden çıktığı anda, trafik kazası riskiyle, uyuşturucusuyla, balicisiyle karşı karşıya kalabiliyor. Benim okulumda böyle bir kaza oldu ve çocuk hayatını kaybetti. Sonuç olarak, Kantine yasak getirmekle obeziteyle mücadele olmuyor, Çevreyi de buna dahil etmeniz gerekiyor.

Okullar 180 gün açık yasaklı ürünler sadece okul Kantinlerde yasak. Doğal olarak siz çocuğu dışarıya yönlendiriyorsunuz. Sağlıklı beslenme 3 öğün. 365 ile çarptığımız zaman 1095 öğün yapıyor. Bir öğrencinin okula devamsızlık yapmadan geldiğini düşünürsek 985 öğünü evinde, mahallesinde, sokağında karşılıyor. Hangi bilim kabul eder bunu. Bu şekliyle Kantinlerde okul logolu ürün uygulamasının bir anlamının olmadığını düşünüyoruz. Yasaksa çocuğun erişebileceği heryerde yasak olmalı.

TEKLİ EĞİTİM KANTİNCİLERİ VURDU

Milli eğitimin yaptığı kendi içindeki düzenlemede kantincileri etkiledi. Birincisi okullarda ilkokul ve ortaokul ayrımı yapıldı. Üyelerimizin ikisinden birini tercih etme zorunluluğu getirildi ve öğrenci mevcudu yarı yarıya azaldı. Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığının tekli eğitim sistemine geçme çalışmaları yürütülüyor. Belki doğrusu yapılıyor ama doğrudan bizi ilgilendiriyor. Biz merkezde olduğumuz için ilk bizden başlıyor bu işlem. Daha önceden Sabahçı, öğlenci ikili eğitim olarak yapılırken 1000 kişilik bir okulda sabah 500, öğleyin 500 öğrenci bulunuyordu. Tekli eğitim sisteminde bu sayı 500 öğrenciye düşerken Kantincinin cirosu da yüzde 50 oranında düşüyor.

CİRO DÜŞÜYOR KİRA ARTIYOR

Kantincilik mesleği kan kaybederek bugünlere geldi. Ciromuz düşerken okul kantin kiraları artıyor. Toplumda ki algının da değişmesi lazım. Okul kantinlerini bir gelir kaynağı olarak görüyorlar. Biz hep şunu söylüyoruz “okul kantinine baktığınız zaman yüksek gelir elde etmek mi? yoksa çocukların sağlıklı beslenmesi mi? Hangisi kamu yararıdır?” diye soruyoruz. Biz çocukların sağlıklı beslenmesi diyoruz ama maalesef asıl onu söylemesi gereken Okul yönetimi, aile birlikleri, Milli Eğitim Müdürlükleri ne yazık ki kira gelirini kamu yararı olarak görüyorlar. Bu durumda veliye, çocuklarımıza ve sağlıklarına yansıyor. Kantinci o kirayı karşılayamadığı için merdiven altına ve kalitesiz ürünlere yöneliyor.

Biz yıllarca doğru ve sağlıklı alanların kantin yerleri olarak tahsis edilmesi gerektiğini söyledik. Okul kantin yerlerinin Milli eğitim bakanlığının okul projelerine eklenmesini istiyorduk. Daha birkaç yıl oldu hayata geçeli. Daha önceleri ne oluyordu, kantin yeri yoksa kazan dairesine yakın bir yerde kantin yeri veriliyordu. Ondan sonra sağlıksız kantinler diye eleştiriliyordu. Tabi yeni projelerde gelişmeler var ama eskileri de kurtarmamız gerekiyor. Çünkü okul kantinleri öğrencilerimizin okullarda ki mutfağıdır.

Yeni projelerde ki kantin yerlerini küçük olarak görüyoruz. Milli eğitim bakanlığı 2023 hedeflerinde okullarda yemek vermeyi hedefliyor. Ama okul projelerinde 25-30 m2 kantin yerleri konuluyor. Bin kişilik bir okulda en kötü 250 kişilik öğrencinin yemek yiyebileceği yerler verilmesi gerekiyor.

-Kira artışlarını okul yönetimi mi belirliyor?

Kiraları İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ihaleye çıkarak belirliyor. Kira artışları geçen yıla kadar ÜFE’ye göre yapılıyordu. Bizde talepte bulundun ÜFE yerine TÜFE’ye çevrildi ve 400’e yakın üyemizin kira sözleşmelerini revize ettik. Kiralarını indirdik, yüzde 46 olarak artmıştı.  5 yılda birde kira güncellemesi yapılıyor. Bu güncelleme yapılırken haksızlık yapılıyor. Sıraladığımız geriye giden bir değişim yaşıyor kantinciler. Öğrenci sayısı düşüyor, yasaklar geliyor. Bunları göz önüne alırsak kira geliri artışı kantincinin belini kırıyor. Bu durumda ürün kalitesinin düşmesine neden oluyor.

-Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz kantincileri nasıl etkiliyor?

ZAMLARDAN DOLAYI CİRO AYNI KAR MARJIMIZ DÜŞTÜ

Ekonomik kriz tabi ki kantincilerimize de yansıdı. Ekonomi çarkının içerisindeyiz. Ankara memur kenti. Bir memura yüzde 4 zam yapıyorsunuz, ürün maliyetleri yüzde 30, yüzde 40 artmış. Biz alım gücü düştüğü için aynı fiyattan satmak zorunda kaldık. Ciro aynı kalırken, kar marjımız yüzde 30 düştü.

-Kantincilik mesleğinin itibarı açısından ne gibi çalışmalar yaptınız?

KİRLİ ELLERDEN KANTİNCİLİĞİ KURTARDIK

Kantincilik mesleği ile ilgili en önemli atılan adım 3380 sayılı kanuna geçmesi oldu. Toplumda hiç bir şey yapamıyorsan kantincilik yap gibi bir kanı vardı. Adını mafya diye, rant olarak tabir ettiğimiz kişiler vardı. Bunlar kirli ilişkilerle 10-15 tane kantin alabiliyorlardı. Ustalık belgesi zorunluluğu gelmesiyle birlikte bunlar ortadan kalktı. Ustalık belgesi alma süresi 4 yıl. Bu çıkar gruplarından bir kişinin gidip 4 yıl boyunca o sıralarda dirsek çürüteceğini düşünebiliyor musunuz? Ayrıca 1 kişi sadece bir okul kantini alabiliyor bir belgeyle. İkinci bir kantin alamıyor. Bu durumda gelir dağlımına katkı sağladı. Türkiye’de 150-160 tane ustalık belgesi varsa marka değeri en yüksek kantincilik belgesidir.

-Barış Pınarı harekatı için neler söyleceksiniz?

ORDUMUZUN VE CUMHURBAŞKANIMIZIN ARKASINDAYIZ

Meslektaşlarımız adına Mehmetçiklerimize selamlarımızı gönderiyoruz. Ülkemizin sonuna kadar arkasındayız. ABD’nin boş tehditlerine sonuna kadar direniriz. Çanakkale’de nasıl başardıysak, şuna emin olsunlar ki bizlerde ordumuzun, Cumhurbaşkanımızın arkasında sonuna kadar duracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Barış Pınarı harekatıyla Türkiye istediğini elde etmiş Zafer Türklerin olmuştur.


Kaynak: Redaktör Haber
Kaynak: Redaktör Haber

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.