sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort

Doğu Akdeniz'de neler oluyor? 

Fatih sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından, Yavuz sondaj gemisi de Karpaz yarımadasının güneyine intikal etmesi bazı kesimleri rahatsız etti. Yavuz sondaj gemisinin Doğu Akdeniz'e ulaşmasının ardından başta Rum kesimi olmak üzere, Avrupa ve ABD'den skandal ifadeler gelmeye başladı. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleri kimleri rahatsız etti ve Türkiye'nin tepkisi ne oldu? 

Doğu Akdeniz'de neler oluyor? 


Fatih sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından, Yavuz sondaj gemisi de Karpaz yarımadasının güneyine intikal etmesi bazı kesimleri rahatsız etti. Yavuz sondaj gemisinin Doğu Akdeniz'e ulaşmasının ardından başta Rum kesimi olmak üzere, Avrupa ve ABD'den skandal ifadeler gelmeye başladı. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleri kimleri rahatsız etti ve Türkiye'nin tepkisi ne oldu? 

Türkiye'nin son dönemde Doğu Akdeniz'de yürüttüğü petrol ve gaz arama faaliyetleri ise bölgenin aktörleri arasındaki dengelerin yeniden belirlenmesini gündeme getirdi.
Bu kapsamda dünyanın en büyük enerji şirketleri bölgeye gelerek buradaki enerji arama ve iletim projelerinde birbirleriyle pay alma yarışına girdi.
Çok değişkenli bir denkleme benzetilebilecek Doğu Akdeniz bölgesinde, birçok problem, kriz ve iş birliği fırsatları bir arada bulunuyor. Anadolu Ajansı Doğu Akdeniz’deki enerji denklemini değerlendirdi.
HANGİ ÜLKELER AKTİF POLİTİKA YÜRÜTÜYOR 
Coğrafi açıdan da bölgeye sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya Doğu Akdeniz'de aktif politika yürütüyor.
Öte yandan, bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de Akdeniz'deki enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor.
BÖLGE KAÇ PARSELDEN OLUŞUYOR?
Bölge, GKRY tarafından tek taraflı olarak ilan edilen sözde 13 parselden oluşuyor.
Kuzeyde sırasıyla 1. 2. ve 3. parsel, ortada 4. 5. 6. 7. 8. 9. ve 13. parsel ve güneyde ise 10. 11. ve 12. parsel yer alıyor.
DOĞAL GAZ VE PETROL REZERVİNİN TAHMİNİ BÜYÜKLÜĞÜ 
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre, Doğu Akdeniz'in Levant adı verilen ve Suriye kıyılarını da içinde barındıran bölgesinde yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil civarında petrol rezervi bulunuyor.
DOĞU AKDENİZ'DE HANGİ ENERJİ ŞİRKETLERİ FAALİYET GÖSTERİYOR?
Doğu Akdeniz'de faaliyet gösteren başlıca şirketler arasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), ABD'li Exxon Mobil ve Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, Güney Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmaları yer alıyor.
HANGİ PARSELLERDE MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE SORUNU YAŞANIYOR?

Türkiye ve KKTC'nin hak iddia ettiği bölgede yalnızca sözde 10. ve 11. parsellerde çakışma bulunmuyor, diğer parsellerin hepsinde münhasır ekonomik bölge tartışmaları devam ediyor.

SÖZ KONUSU 13 PARSELDE HANGİ ŞİRKETLER FAALİYET YÜRÜTÜYOR?
Bölgede sözde 2. 3. ve 9. parsellerde İtalyan Eni ve Güney Koreli Kogas şirketlerinin müşterek lisansı bulunuyor. Ortaklığın payları ise yüzde 80 Eni, yüzde 20 Kogas olarak dağılım gösteriyor.
Fransız Total ve İtalyan Eni 6. ve 11. parsellerde eşit pay sahibiyken, 8. parselde Eni tek başına ruhsat sahibi konumunda yer alıyor.
12. parsel ise yüzde 35 ABD'li Noble, yüzde 35 İngiliz BG ve yüzde 30 da İsrailli Delek Drilling Group şirketlerinin hisselerinden oluşuyor.
10. parselde ABD'li Exxon Mobil ve Katar Petroleum ortaklığı sözde ruhsatları elinde bulunduruyor. Geriye kalan sözde 1'inci, 4'üncü, 5'inci, 7'inci ve 13'üncü parseller için görüşmeler devam ediyor.
TÜRKİYE, DOĞU AKDENİZ'DE NASIL BİR POLİTİKA İZLİYOR?
Türkiye Kıbrıs'ta, Türklerin Rumlarla eşit haklara sahip olduğunu ve adanın zenginliklerinden ortak faydalanılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye her fırsatta bölgede faaliyet yürüten enerji şirketleri ile ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkelere GKRY'nin tek taraflı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgeyi tanımadığını ve Türkiye'nin deniz yetki alanlarıyla çakışan bölgelerde arama ve üretim çalışmalarına izin vermeyeceğini belirtiyor.
Ayrıca Türkiye, GKRY'nin adanın tamamını temsil eden bir devlet olmadığı için münhasır ekonomik bölge oluşturma ve ihale etme hakkı da bulunmadığını muhataplarına iletiyor.
Öte yandan, adanın çakışma olmayan kuzey, doğu ve güney kısımlarında Rum tarafının fiili durum yaratma olasılığına karşı, KKTC tarafından TPAO'ya ruhsat sahaları verildi. Böylece GKRY'nin adanın tamamını temsil etmemesine rağmen bloklar oluşturarak münhasır ekonomik bölge ilan etmesine karşılık verilmiş oldu.
TÜRKİYE BÖLGEDE ARAMA FALİYETLERİ YÜRÜTÜYOR MU?
Türkiye bölgede aktif olarak Fatih sondaj gemisiyle KKTC'nin ruhsat verdiği A,B,C,D,E,F,G olarak adlandırılan alanlarda sondaj ve arama faaliyetlerini yürütüyor. Söz konusu alanlar KKTC'nin kendi münhasır ekonomik sınırları içinde yer alıyor. Ayrıca Fatih'in yanı sıra Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz da bölgeye ulaştı.
RUM KESİMİNDEN SKANDAL KARAR!
Kıbrıs açıklarında hidrokarbon aramak için adanın batısında demirlemiş olan Türk sondaj gemisinin mürettebatı hakkında Rum kesimi tarafından tutuklama emri çıkarıldı.
GEREKÇELERİ SINIR İHLALİ
AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, "Tutuklama emirlerinin çıkarıldığını teyit edebilirim" dedi. İsmi açıklanmayan yetkili, hakkında tutuklama emri çıkarılan kişi sayısının, çift haneli olduğunu belirtti. Alman basın organı Deutsche Welle'in (DW) haberine göre; yetkilinin yaptığı açıklamaya göre, tutuklama emri çıkarılmasına gerekçe olarak sınır ihlali gösterildi.
TÜRKİYE: "GEREKEN CEVAP VERİLİR"

Türk Dışişleri Bakanlığı, Rum kesiminin Fatih sondaj gemisi çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile işbirliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkardığı yönündeki haberler üzerine 10 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türklerini yok sayarak ve haklarını gasp ederek hareket eden GKRY'nin bu haddini aşan kararı şayet doğru ise bizim açımızdan hiçbir hükmü ve geçerliliği olmayacaktır" ifadelerini kullanmıştı. Bakanlık sözcüsü Hami Aksoy tarafından yapılan açıklamada, "Bu cürette bulunduğu takdirde, gereken cevabı vereceğimizden de kimsenin şüphesi bulunmamalıdır" denilmişti.
"ULUSLAR ARASI HUKUKA UYMAZ"
Aksoy, Rum kesiminin, "uluslararası hukuka uygun olarak sınırlandırılmamış bir deniz alanı için, sözde ulusal bir tasarrufla, bu şekilde bir karar almasının" uluslararası hukukla da bağdaşmadığını belirtmişti. Türkiye'ye ait Fatih sondaj gemisi ve araştırma gemileri adadaki Türk yönetiminin ruhsat verdiği alanlarda geçen ay doğalgaz arama çalışmalarına başlamıştı.
AB'DEN SKANDAL AÇIKLAMA!
Türkiye'nin "Milli Enerji ve Maden Politikası" kapsamında, denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinin artırılması amacıyla TPAO'nın satın aldığı sondaj gemisi Yavuz, Karpaz açıklarına ulaştı. Bu gelişmenin ardından AB'den Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerine ilişkin haddini aşan bir açıklama yapıldı.
'ENDİŞELİYİZ'
Avrupa Birliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'e gönderdiği ikinci sondaj gemisiyle ilgili bir açıklama yaptı. Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamada Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yeni sondaj operasyonunun büyük endişeyle karşılandığı ifade edildi.
Açıklamada bölgede tansiyonun yükselmesinin kabul edilemez olduğu söylenirken Türkiye'nin sondaj çalışmalarının GKRY'nin egemenliklerini ihlal anlamına geldiği savunuldu.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleriyle ilgili yazılı açıklama yaptı.
Ortagus, açıklamasında, "ABD, Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında sondaj faaliyetleri yapmak için devam eden girişimlerinden ve son olarak sondaj gemisi Yavuz'un Karpas Yarımadası açıklarına sevk edilmesinden derin endişe duymaktadır." ifadelerini kullandı.
ABD'Yİ DE RAHATSIZ ETTİ!
Yavuz gemisinin bölgeye gönderilmesini "provokatif" ifadesiyle tanımlayan Ortagus, "Türk yetkilileri bu operasyonları durdurmaya çağırıyor, tüm tarafları da sakin davranmaya ve bölgede gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya davet ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarıyla ilgili süreçlerin iki toplum ve komşu ülkeler arasındaki diyalogla yürütülmesi gerektiğini savunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Ada'nın petrol ve doğal gaz kaynaklarının, diğer kaynakları gibi iki toplum arasında adil bir şekilde paylaşılması gerektiğine inanıyoruz." ifadesini kullandı.
Türk Ajansı Kıbrısın (TAK) haberine göre, Türkiye'nin "Milli Enerji ve Maden Politikası" kapsamında, denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinin artırılması amacıyla TPAO'nın satın aldığı sondaj gemisi Yavuz, Karpaz açıklarına ulaşmıştı.

RUM BASINI BÖYLE GÖRDÜ!
Türkiye'ye ait Yavuz sondaj gemisinin Karpaz açıklarına ulaşması Rumları tedirgin etti. Rum medyası, Fatih sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından Yavuz'un da bölgeye ulaşmasını, 'kuşatma' ve 'Ada etrafında Türk üçgeni' yorumlarıyla verdi.
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleri, Rum medyasında geniş yer buldu. 2 aydır Baf açıklarında faaliyet yürüten Fatih sondaj gemisi ile Limasol'un güneyinde bulunan Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz'u da bölgeye göndermesi, Rumları endişeye itti.
RAHATSIZ OLDULAR!
Rum basını, 'Türkiye, Yavuz'un Karpaz'a gelmesiyle Kıbrıs'ı çevreledi' manşetini attı. Gazeteler, 'volta atma', 'kuşatma' ve 'Ada etrafında Türk üçgeni' yorumlarına yer verdi. Türk sondaj ve araştırma gemilerinin güvenliğinin, 9 insansız hava aracı, savaş gemileri ve denizaltılarla sağlandığı ifade edildi.
Gazeteler ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleri konusunda kararlı olduğuna dikkat çekti.
Çalışmalarla ilgili Rum Başkanlık Sarayı'ndan yapılan açıklamada ise, "Türkiye tarafından egemenlik haklarımızın tekrarlanan ihlaller tırmandırılıyor. Türkiye, uluslararası hukuka aykırı ve Avrupa Birliği'ni dikkate almadan bölgede yeni emrivakiler yaratıyor" ifadeleri kullanıldı.
Rum Yönetimi de Türkiye'yi, Kıbrıs sorununda BM kararları temelinde diyaloga çağırdı.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN TOKAT GİBİ CEVAP!
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin, "Doğu Akdeniz'de kendisinin kıta sahanlığı haklarını koruduğu gibi, Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türklerini hidrokarbon kaynakları konusunda gelir paylaşımı dahil karar alma mekanizmalarına dahil etmediği ve haklarını garanti altına almadığı sürece adanın etrafında Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını da savunmaya devam edeceğini" bildirdi.
Türkiye'ye ait Fatih gemisinin mayıs ayı başında Kıbrıs adasının batısında Türkiye'nin, Türkiye Petrollerine 2009 ve 2012 yıllarında verdiği ruhsat sahaları içinde ve Türkiye'nin Birleşmiş Milletlere (BM) deklare ettiği kıta sahanlığı dahilinde sondaj faaliyetlerine başladığı hatırlatıldı.
Yavuz sondaj gemisinin de Karpaz Yarımadası'nın güneyine intikal ettiği belirtilen açıklamada, Yavuz gemisinin KKTC'nin 2011 yılında Türkiye Petrollerine verdiği ruhsat sahaları içinde Kıbrıs Türkleri adına sondaj faaliyetlerinde bulunacağı kaydedildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın verdiği bir mülakata atıf yapılan açıklamada, "Ülkemizin Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuka uygun olarak yürüttüğü faaliyetleriyle ilgili ifadelerini yadırgıyoruz." ifadesi kullanıldı.
Açıklamaya şöyle devam edildi: Avrupa'nın şımarık çocuğu' unvanı esasen Yunanistan'a aittir. Avrupa'nın haylaz çocuğu ise uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Avrupa Birliği (AB) üyesi olan ve Yunanistan ile yıllardır Doğu Akdeniz'i istikrarsızlığa sürükleyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde sözde adanın tamamını temsil ederek Avrupa Birliği üyesi olması, kendilerine Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını gasbetme hakkını vermez.
Bu anlayışla Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ve AB yetkilileri tarafından yapılan ve ülkemizin bu faaliyetlerini yasa dışı olarak niteleyen açıklamaları da reddediyoruz. Bu açıklamalarda, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortak kurucusu olan ancak hakları 1963 yılından itibaren gasbedilen Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve adada sanki Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi davranılması ibret verici bir durumdur."
AB'nin de Rum-Yunan ikilisinin adanın eşit sahiplerinden Kıbrıs Türklerinin hakları üzerinden oynadığı oyuna ortak olarak bu hukuksuzluğun bir aktörü haline geldiği vurgulanan açıklamada, AB'nin, Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakere süreçlerinde tarafsız bir ara bulucu rolünü üstlenemeyeceğinin açıkça ortaya çıktığı bildirildi.
Açıklamada, "Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendisinin kıta sahanlığı haklarını koruduğu gibi, Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türklerini hidrokarbon kaynakları konusunda gelir paylaşımı dahil karar alma mekanizmalarına dahil etmediği ve haklarını garanti altına almadığı sürece adanın etrafında Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını da savunmaya devam edecektir. Bu çerçevede Yavuz sondaj gemimizin faaliyetlerinin yasal ve meşru dayanağını teşkil eden ruhsatları veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları tarafından yapılan açıklamaları da tamamıyla destekliyoruz." ifadesine yer verildi.


Kaynak: Anadolu ajansı
Kaynak: Redaktör Haber

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde kimi Belediye Başkanı olarak görmek istersiniz?