Çocuk ne kadar yiyeceğine kendi karar vermeli...

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nalan Karabayır, iştahsızlıkta en başarılı yöntemin davranışsal tedavi olduğunu belirterek, "Temel yaklaşım ebeveynin neyi, nerede ve ne zaman yiyeceğine karar vermesi, çocuğun ise ne kadar yiyeceğine karar vermesidir. Bu dönemlerde çocuğun sofraya oturtulması, besleyen kişinin keyifle yemeğini yiyerek çocuğa örnek olması, çocuğun yemediğinde zorlanmaması gerekir." ifadelerini kullandı.

Çocuk ne kadar yiyeceğine kendi karar vermeli...

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nalan Karabayır, iştahsızlıkta en başarılı yöntemin davranışsal tedavi olduğunu belirterek, "Temel yaklaşım ebeveynin neyi, nerede ve ne zaman yiyeceğine karar vermesi, çocuğun ise ne kadar yiyeceğine karar vermesidir. Bu dönemlerde çocuğun sofraya oturtulması, besleyen kişinin keyifle yemeğini yiyerek çocuğa örnek olması, çocuğun yemediğinde zorlanmaması gerekir." ifadelerini kullandı.

Karabayır yaptığı açıklamada, iştahsızlığın en sık, süt çocukluğu ve ilk 6 yaşta görülen beslenme sorunu olduğunu belirterek, ek gıdaya geçiş, biberondan kaşığa ya da pürtüklü gıdaya geçiş gibi değişikliklerin olduğu dönemlerde görüldüğünü aktardı.

Çocuklarda özellikle 1 yaştan sonra büyümenin yavaşladığını anlatan Karabayır, “Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacının azalması nedeniyle ortaya çıkan daha az beslenme aile tarafından iştahsızlık olarak değerlendiriliyor. İştahsızlığı ortadan kaldırmak adına çocuğun kendi kendine yemek yemesi için özgür bırakılması ilk adım. Porsiyonlar küçük olmalı ve yemediği besinler, sevdiği yiyeceklerle birlikte ya da farklı biçimlerde verilmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Karabayır, geçiş dönemlerinde bebeklerin yemek yemeye zorlanmaması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ebeveynlerin ya da çocuğa bakan kişinin rol model olması beslenme sorunlarının büyük çoğunluğunun ortaya çıkmadan engellenmesini sağlıyor. “İştahsızlıkta en başarılı yöntem davranışsal tedavidir. Temel yaklaşım ebeveynin neyi, nerede ve ne zaman yiyeceğine karar vermesi, çocuğun ise ne kadar yiyeceğine karar vermesidir. Bu dönemlerde çocuğun sofraya oturtulması, besleyen kişinin keyifle yemeğini yiyerek çocuğa örnek olması, çocuğun yemediğinde zorlanmaması gerekir.”

 

- "Rüşvet ya da tehdit ile yemek yedirmeyin"

 

Karabayır, yemek öncesi çok yormayan egzersiz ya da oyunlar çocuğun keyifle sofraya oturmasını sağladığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Öğün saatleri anne-çocuk arasında savaş haline dönüşmemeli, rüşvet ya da tehdit ile yemek yedirilmemelidir. 1 yaşından sonra çocukların bazı besinleri yemedikleri, seçici davranmaları yaşlarının gereğidir. 4 yaşına kadar devam eden bu dönem besinlerin tekrar tekrar sunulması ile aşılabilir. Bir besinin 8 ila 15 kez verilmesi çocukların kabulunu kolaylaştırıyor. Ayrıca besin isteği dalgalanmalar gösterebilir. Bir gün çok güzel beslenirken, diğer günler hiçbir şey yemek istemeyebilir.”

Çocukların günde 3 ana öğün ve en fazla 2 ara öğün şeklinde beslenmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, “Öğünler arasındaki zaman aralığı, en az 3-4 saat olmalı, yemek öğün süreleri 20-30 dakika olmalı. Yemek yenilen ortamda TV ve oyuncak gibi dikkat dağıtıcı objelerin kaldırılması yemeğe odaklanma problemini ortadan kaldıracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Karabayır, iştahsız çocuklarda fiziksel bir rahatsızlığın varlığını da gerekli durumlarda araştırmak gerektiğini belirterek, “Kansızlık, inek sütü alerjisi, parazit, çölyak hastalığı taramaları yapılabilir. Tedavi olarak vitamin ve balık yağının iştah üzerine etkisi olmadığı bilinmektedir. Bazı olgularda hekim önerisiyle çinko ya da iştahı arttırdığı kanıtlanmış antihistaminik içeren preparatlar kullanılabilir." ifadelerini kullandı. 


Kaynak: Anadolu ajansı
Kaynak: Redaktör Haber

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.