Nedim Yüksel  ÇAKIR

Nedim Yüksel ÇAKIR

TEVAZUNUN ŞAHİKASI; NEŞET ERTAŞ
mail

Anadolu toprakları pek çok yüce gönüllü insan çıkarmıştır. Bu yüce gönüllü insanlardan biri, değerli halk ozanı Neşet Ertaş'ı 7 yıl önce ebediyete uğurladık.
Yıllar önce, TRT Radyolarda duyulan “Şimdi de Kırşehirli  mahalli sanatçı Neşet Ertaş’tan türküler dinleyeceksiniz” anonsuyla ülkemizde yavaş yavaş tanınmaya başlayan büyük usta Neşet Ertaş, ustası ve babası Muharrem Ertaş’ın izinde; ama kendi geliştirdiği uslûpla halk müziğimizin unutulmazları arasına girmeden önce, babası Muharrem Ertaş ile köy köy dolaştıktan sonra Ankara ve İstanbul’da kendi otantik kimliğinden kopmadan icra ettiği sanatıyla adından söz ettirmeye başlamıştı.

 Neşet Ertaş; Tevazuunu hiç elde bırakmadan, alçak gönüllü ve bilgelik barındıran sözleriyle sadece sanatçı kişiliğini ortaya koymuyor, her çağda örnek olabilecek bir profilini de ortaya koyuyordu. Hayattaki acıları, sevdaları, küskünlükleri, gördüğü vefasızlıklar O’nu adeta sanatı için beslemişti. Yaşadığı her şeye rağmen hayatın gerçeğini kavramış bir ulu gibi; kendisinde vefasızlık, sevgisizlik ve acımasızlık barındırmamıştı. Gönül Dağı’nda dediği gibi, insanların yüreklerine hitap edildiğinde her şeyi olabileceğini ama insanın istemediği durumlarda da yapılamayacağını net olarak vurgulamaktadır.

“Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü verilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider..”

 Türkülerindeki bu derin sözler, sanki nesiller boyu aktarılan Abdal Geleneğinin de bir dışavurumuydu. Neşet Ertaş; mütevazıydı ve hayatın acılarından önemli dersler çıkaran, bu dersleri de sazıyla, sözüyle insanlara aktarmayı vazife edinmiş bir öğretmen gibiydi. Anasını, atasını hep yâd etti; akrabalarını gözetti. Kırgınlıkları, küskünlükleri de olsa memleketi Kırşehir'i uzak da kalsa unutmadı, unutturmadı.

Gâh,

“Ana vatanımsın bana yurdumsun
Ozanlar diyarı şirin Kırşehir,
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
Hasretin bağrımda derin Kırşehir..”

diyerek,

 Gâh

“Cehaletin kökünü söktüğü için,
Yerine insanlık ektiği için,
Ozan Anıtı'nı diktiği için,
Kırşehir iline saygı duyarım..”

diyen Neşet Ertaş usta Kırşehir’i hep hatırladı ve tanıttı. Farklı fikirdeki herkesi sanatının ulviliği ile birleştiren, cenazesinde her türlü insan profilini bir arada gördüğümüz, yüreğindeki insan sevgisini, memleket sevgisiyle birleştiren ve bunu türküleriyle herkesle paylaşan Neşet Ertaş ustamız; sadece Bozkırın Tezene’si değil, tevazunun da şahikasıydı.. Sevmenin önemini vurgularken ölüm gerçeğini de çok güzel vurgulayan büyük usta, adeta ciltler dolusu kitabın anlatamayacağını birkaç satırla özetlemişti;

“Vade tekmil olup ömrün dolmadan,
Emanetçi emaneti almadan,
Ömrüyün bağının gülü solmadan,
Varip bir canâna ikrar verdin mi..”

 Sanatçılar ömürleri ile değil, eserleriyle yaşarmış. Türküleriyle dünya var oldukça yaşayacak olan Neşet Ertaş, vefatının üstünden 7 yıl geçse de, hepimize hâlâ yaşıyormuşcasına rehber oluyor. Şimdilerde; baba Muharrem Ertaş’ın ayakucunda, hemşehrilerin gönlünde, Şirin Kırşehir’in toprağında huzurla yatan büyük usta; ruhun şâd olsun..


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

    Yazara Ait Başka Makale Bulunamadı.